Saturday, April 19, 2014
Thursday, September 08, 2011
Rapor zamani
Gunlerdir bloga diyet raporu yazacagim ama isteki raporlarimi bile bitiremedigimden buna da sira gelmedi malesef. Bu aralar isler feci yogun, sabahin korunden aksamin anormal saatlerine kadar calisiyorum, deli yoruldum ama bitirene kadar hafiften salmam gibi bir durum soz konusu degil. Sabahlari ise giderken ivir zivir metro gazetelerini okudugumdan ofise vardigimda yaptigim ilk is ellerimi yikamaya gitmek oluyor, bu el yikama rituelini piskolojik seansa cevirip bol bol guluyorum aynada kendime :) "you feel gooooood" diyorum, "yorgun degilsin, aaaa, olur mu oyle sey" diyorum, bazen ise yariyor, bazen yaramiyor...Her neyse derdimiz cok calismak olsun yeter ki, o zaten hallolur gider...
Neyse ne diyordum, diyet...Bu onceki postlarda yazdigim diyet normalde 2 haftalik, 2 hafta yapip sonra bir 2 hafta ara vermek gerekiyor, sonra eger hala ihtiyac varsa bir iki hafta daha yapilmasini oneriyor. Benim diyet bir haftada kaldi, sonrasinda haftasonu asiriya kacmamakla beraber biraz saldim durumu acikcasi :) Ama gercekten ozlemisim, haftasonu ablamlarda yaptigim kahvaltiyi michelin starli restoranda yemek yiyormusum gibi buyuk bir zevk icinde gecirdim :)
Bu diyetin bir yarari 1.5 kilo vermem oldu, bunun ne kadari gercekten yagdan gitmistir ne kadari su vsdir bilemiyorum ama guzel bir gelisme benim acimdan :) Daha bir 2 kilom daha var verilecek, o yuzden sanirim ekim gibi tekrardan yapacagim.
Ama asil yarar genel beslenmemde neleri yanlis yapiyorum onlari gosterdi. Genelde istahli bir insan olmama ragmen ben dikkat ediyorum yine baya. En dikkatsiz oldugum nokta protein, dogru duzgun protein almiyorum pek, genelde salata yiyip geciyorum mesela, yanlis! Salata aksam icin hafif guzel bir yemek ama hafif yemek icin illa ki sadece salata yemek gerekmiyor. Et, tavuk, balik vs ile de gayet saglikli az yagli yemekler yapilabiliyor.
Sonra mesela salata seviyorum ama illa ki de bol peyaz peynirli olsun istiyorum. Peynir her ne kadar kalsiyum acisindan cok yararli olsa da yedigim beyaz peynirlerin yag orani oldukca yuksek, insani olculerde koymak lazim koyulacaksa da.
Onemli olan karbonhidrat olayina dikkat etmek. Cayin yaninda aman bir tanecik diye yenilen kurabiyeler falan aslinda gereksiz, tek basina cay da (ya da yaninda bir muz vs bir meyva ile) gayet tatmin ediyor insani. Haftasonlari ozellikle hic dikkat etmiyorum mesela kek vs tuketimime, onlari daha cok kismaya basladim artik. Karbonhidrat alacaksam kepekli ekmekten almak cok daha iyi, cok tatli istiyorsa canin koy ustune azicik bal, degil mi ama? Sabahlari St James Park metro cikisindaki tahinli kurabiye kokusunu da duymamayi basarirsam tamamdir bu is :)
Boyle konusmasi kolay tabi bana simdi buradan ama bakalim cumartesi itibariyle annekus buraya geldiginde nasil dayanacagim onun guzel kurabiyelerine :)
Monday, August 29, 2011
6. Gun
Sabah kalkip hep beraber kocaman bir kahvalti yaparlar. Bayramin en guzel zamani ilk gunku kahvaltidir, herkesin nesesi uzerindedir, kahvaltiliklar muhtesemdir, annem/Senay yengem muhtemelen bir seyler yapmislardir bayram sabahina ozel. Ilk basta borekler kurabiyeler vs cikar ortaya, sonlara dogru tatlilar dokulmeye baslar.
Bu seneki menude sekerpare ve kalburabasti varmis duyduguma gore, iki favori tatli bir arada. Ikisi de birbirinden guzel olur, annem de yengem de tam kivaminda yaparlar tatlilari, ilk seferinde kibar kibar yenir tatlilar, ardindan saatler gectikce parmaklarla dalinir tatli tepsisine :) Eger bayram kis mevsimine denk gelirse de kabak tatlisi yapar annem, ustune de bol ceviz ekilir :) Sonra belki ramazandan arta kalan gullaclar da cikar ortaya, ve de bazen yolda gelirken Bursa'dan alinmis kestane sekerleri.
Cok guzel olur bayramlar bizim evde :) Seneye bayram Agustos ortasina geliyor diye cok mutluyum, ben de gidebilecegim insallah toplu bir bayram gecirebilmek icin :) Finansta calismanin en kotu tarafi bu, ay sonu ay basi izin almak bir olay :/
Neyse yediklerimi de soyleyip kisaca bitireyim bu postu:
- Sabah yine klasik kahvaltimi yaptim, greyfurt ve ekmek seklinde.
- Ardindan uzun bir yuruyus ve de biraz aerobik yaptim.
- Oglen ispanak, taze kereviz, ceviz, domates, ve az kalorili babybell peynirlerinden olusan bir salata yaptim, bir dilim ekmekle beraber yedim.
- Aksam da dunden arta kalan tavuklari pisirdim, yanina da sogan, havuc, biber ve ispanak karisik sote yapip yedim. Greyfurtumu da yedim, tamamim :)
Diyette onerilenler soyleydi:
Sunday, August 28, 2011
5. gun
Bugun aktivite olarak hicbir sey yapmadim ama diyet programina neredeyse harfi harfiyen uydum. Sabahtan klasik kahvaltimi yaptim, oglen programa uygun iki tane yumurta hasladim, yaninda bol bol domates, salatalik, haslanmis yesil fasulye ve cottage cheese yedim. Cottage cheese'in Turkce karsiligi ne olur tam emin degilim, cokelek desen degil, krem peynir desen degil? Bu boyle yogurtla peynir arasi cok az yagli, dolayisiyla da az kalorili, bir peynir cesidi. Ablam hep yerdi de ben bir supheyle bakmistim simdiye kadar tatsiz tutsuz olur o diye, bekledigimden cok daha iyi cikti :) Yaninda da bir dilim ekmek yedim.
Aksama da fotograflardaki menu vardi. Bu benim minik mutfagimdan bir goruntu. Mutfagimda duvara sabitlenmis kucuk bir masa var, iki tane yuksek taburesiyle beraber, genelde yemeklerimi burada yiyorum:) Disarida coook uzaklardan London Eye gozukuyor, ama ondan ote pencerenin onundeki agaca takiliyorum ben daha cok :)
Menude firinda tavuk vardi, derisi alinmis. Marketten fileto haline getirilmis butlardan aldim derisiz. Direkt firinda pisirdim, ustlerine azicik zeytinyagi surup, cok leziz oldu. Hem de cok kolay valla, aklima yatti baya :)
Salata olarak da bu sefer degisik bir salata yaptim, bu diyet doneminde farkettim ki ben hep ayni sebzelerden salata yapiyorum, marul sogan vs, arada degisiklik de lazim. Bugunku salatama havuc rendeledim, roka, yesil sogan, kirmizi biber dogradim. Haslanmis yesil fasulye koydum. Ustune yarim limon, azicik zeytinyagi, azicik tuz ve de bol sumak ektim. Cok cok guzel oldu :)
Fotograflari gecen sene aldigim kameramla cektim. Gecen sene Agustos basi gibi ablamin da yardimiyla bir Nikon D90 aldim, cok mutluyum :) Temel mal varligim kendisi :) Hala ogrenmeye calisiyorum, ama o kadar cok program/ayar var ki unutuyorum hep. Dun kendime cok guzel turuncu bir defter aldim, bundan sonra buldugum guzel ayarlari buna yazacagim. Fotografcilik konusunda kendimi gelistirmeyi cok istiyorum :)
Daha Prenses'in bir suru fotograflarini cekecegim hem! Cok calismam lazim, cok :)
Saturday, August 27, 2011
4. gun
Bugun aktivite olayinda kendimi astim, sabahtan 7km kostum, ogleden sonra da merkeze gittim geldim derken 13km yurudum, bir gunde 20kmye tabi diz falan kalmadi, mefta halde son enerjimi de bloga yazmak icin kullaniyorum resmen :)
Ama bir yandan da boyle bol bol spor yaptigim icin de mutluyum :) Karnim da tok, oohhh super bir aksam yemegi yedim. Aslinda bugun dunkunden cok degisik bir sey yemedim, dun aksamki salatadan oglen yedim, ispanakli rokali. Aksam da yine et sote ve marul salatasi yedim. Bu et sote olayi super oldu, favori yemeklerim arasina girebilir :) Gelsin de babacigima da yapayim, cok sever kendisi boyle az yagli yemekleri :) hehe :) Bir de cig lahanali ve mercimekli bir salata var uydurmasyon olarak yapip buldugum, onu da diyet bitince yapayim bir gun, yazayim buradan tarifini. O da cok super bir lezzet oldu ama nedense bu diyet mercimegi yasakliyor, mercimek, misir, her turlu tane fasulye falan hep yasak. Bana biraz anlamsiz geldi ama neyse oyleymis dedim gectim artik.
Bugun diyette onerilenleri de yazip bitirecegim, cok yorgunum, yarina daha guzel bir yazi olsun artik...
Friday, August 26, 2011
3. gun
Diyetin ucuncu gununde en sevdiklerimden biri dedi ki "Burcu oyle diyet yapan con con kizlara dondun, booo" dedi, tamam belki "booo" dememis olabilir ama hissettim ben! "Boyle diyetler yaparak kendini bana begendirecegini zannediyorsan cok yaniliyorsun, ben sevmem oyle ciroz" dedi :) Ben de dedim ki "Zaten benim ciroz olma ihtimalim yok, malum kemiklerim iri" :) (Annekus seni seviyorum!:) Yillarca beni bu argumanla avuttun, canimsin!) Tamam, belki boyle demedim ama her sey de yazilmaz ki canim bloga :)
Neyse yavastan yazma havasina giriyorum, iyi valla:)
Bugun cok yogun bir gundu iste, ustune de diyetin esasli gunlerinden biri olunca haliyle biraz zor bir gun oldu. Blogu hafiften takip edenler bilir, benim gunluk yedigim yemek orani sabahtan aksama dogru azalir direkt. Bu diyetteyse daha bir gune yayiyor, ve aksamlari da baya et balik vs yemeni istiyor, oysa ben normalde sadece salata yerim. Kahvaltida da sadece bu bir dilim ekmek ve greyfurt olayi biraz az kaciyor bana, normalde kocaman bir kase bran flakes yiyorum. Ondan oglene dogru mesela cilgin acikiyorum, 12 olsun diye gozum hep saatte resmen :) Cok sikayet ettim ama aksam yemegim cok guzeldi aslinda bugun, gunduz biraz iskence cektim ama degdi :)
Gelelim bugun ne yedim bolumune:
- Sabahtan klasik greyfurt + 1 dilim ekmek
- Oglen sadece meyve salatasi yedim, ama baya buyuk bir kase diyebiliriz. Icinde uzum, cilek, ananas, kavun, bir iki dilim de karpuz vardi.
- Arada 2 tane elma, bir tane de mandalina yedim. Yaaa burada mandalinalar cikti, tamamen bir sonbahar havasi resmen! Kestane ciksin diye bekliyorum dort gozle:)
- Aksam ama ziyafet cektim kendime :) Marketten cok az yagli parca dana eti aldim, mantar, sogan, sarmisak ve azicik salcayla soteledim. Yanina kocaman bir salata yaptim, icine roka, taze ispanak, kereviz sapi, domates, yesil sogan ve bir kac parca ceviz attim. Her gun az bucuk ceviz yemeye calisiyorum, annem cok faydali oldugunu soyledi. Cok sahane bir yemekti valla, bir dilim de ekmek yedim, ooooh butun gun bekledigime degdi :)
Bugun diyetin onerdigi yiyecekler ise soyleydi:
Aksam biraz farkli oldu ama baktim hamburger koftelerinin kalori ve yag orani cok yuksekti, direkt et yiyeyim daha iyi dedim. Demir vs olaylarini da dusununce ispanakli kocaman bir salata yapayim diye dusundum, oyle minik degisiklikler oldu.
Ayrica dunkunun aynisi aktivitelerde de bulundum, aerobik yaptim, ise yuruyerek gittim geldim. Bu aerobik olayindan bacaklarimin bazi kaslarini normalde hic calistirmadigimi farkettim, cunku birazcik esnetmeye calistigimda direkt aciyor. Yavas yavas acmaya calisiyorum, boyle bir rutin oturtsam super olacak, her sabah 20dk aerobik - gun icinde fb vs ivir zivir harcadigin zamanla karsilastirildiginda nedir ki?
Bu aksam saglam yedigim icin yarin sabah ilk is kosuya gideyim diye dusunuyorum. Bakalim motive olup cikabilecek miyim, ve de pek tabi ki bakalim yagmurlar izin verecek mi?
Son olarak da diyetim hakkinda kamu aciklamasi yapmak isterim: Diyet yapan con-con kizlardan olmadim, olmam da:) 1-2 hafta kasip ideal kiloma geldikten sonra normal hayatima kucuk/insani porsiyonlar esliginde donmeyi dusunuyorum :)
Thursday, August 25, 2011
2. gun
Wednesday, August 24, 2011
Scarsdale Diet
Sunday, June 12, 2011
Usenmek Usenmemek Usenmek Usenmemek
Thursday, June 09, 2011
Fuzyon Muzyon
2009'da bir yaz Berlin'de aksamlari yarim kasnak karpuz yiyerek gecti :) Evin yakininda bir Turk marketi vardi, sagolsunlar tazecik karpuzlardan nasibimizi aldik butun bir yaz. Gecen yaz neyle gecti hatirlamiyorum pek. Sanirim daha cok kerevizle gecti, buradaki sinirli sebze toplulugundan favorim kereviz sapi, taze taze insanin icini ferahlatiyor :)
Bu yazin favorisiyse avakado :) Turkiye'deyken hic bilmeyip yillar sonra hastasi oldugumuz yiyeceklerden kendisi. Buradaki supermarketlerde oldukca uygun fiyata buldugunuz bir sey.
Simdi bu yaziyi okuyan bazilari coktan soylenmeye basladi eminim "tadi tuzu yok, o ne oyle?" diye. Ama iste aslinda var! Avakado dusuk kalorili, icinde bir suru yararli yag bulunduran ve bol lifli bir meyve.
Isten geliyorsunuz yorgun argin, evde yemeginiz yok, cok bir sey yiyesiniz de yok zaten, azimlisiniz, kurtulacaksiniz o "love-handle"lardan! Avakadoyu alip ikiye boluyorsunuz, kasik yardimiyla cekirdegini cikartip icini bir tabaga aliyorsunuz. Uzerine azicik zeytinyagi gezdirip, biraz da limon sikiyorsunuz. Sonra da evde artistik bir fuzyon olayina girip taaaa Adana'dan ozenle getirilmis sumaktan pit pit serpiyorsunuz. Yanina bir kac dilim Ryvita, azicik beyaz peynir, tazecik de meyve cayi :) Muhtesem bir aksam yemegi 5 dk icinde hazir oluyor :)
Karniniz doyuyor mu? Eh! Dogruya dogru :) Ama amac zaten aksamlari karni tika basa doldurmadan gecistirmek ki en az kalori harcadiginiz zamanda o "love-handle"lar gurbuz gurbuz buyumesin :)
Tabi ki de gonul ister ki her yaz 2009 yazi gibi olsun, masalar karpuz dolsun, hatta Adana'dan sumagin yaninda karpuz da gelsin :) Nitekim mumkun olmuyor pek buralarda...Canimiz sagolsun :)
Bu pek kalorisiz ama leziz rejim yemeginin ardindan bir de greyfurt yedik mi tamam, Burcuk 1 Love-handles 0 !!! :)
Sunday, May 22, 2011
Prenses M
Daha ismini internet ortamlarinda yayabilir miyiz yayamaz miyiz annekusundan ve babakusundan izin almadik, ondan simdilik senin ismin bu blogta Prenses M diye gececek.
Ben senin birtanecik teyzenim, bu dunyaya gelisini goren tek insan. Ilerde bir gun ergenlik caginda falan bana kizip "sen kim oluyorsun ki bana karisiyorsun" vs dersen diyecegim budur, ben senin bu dunyaya gelisini goren tek insanim! Seni yillar boyu isteyen, bekleyen ve gelecegini duydugumuz andan itibaren de aylar boyunca saglikli gelmen icin dualar eden bir grup insandan biriyim ayrica. Bu arada bu "bir grup insan" senin gelisin sonrasi mutluluk ve cilgin bir sevgi seli icinde kafayi yemis durumda, cevrende dort donuyor su anda. "Ag" diyorsun heyecanlaniyoruz, "guk" diyorsun kamerayi elimize aliyoruz. O derece bir asigiz sana hepimiz!
Bir pazar sabahi uyandigimda yataktan ilk gordugum seylerden biri senin minik ayak izlerin olunca blogdan da bir ilan-i ask etmem gerektigini hissettim :) Cok seviyorum seni! Iyi ki geldin aramiza :)
Daha 2 aydir aramizdasin ama yillardir buradaymissin gibi hissettiriyorsun insana. Simdiden daha interaktif olmaya basladin, dun bana gozlerini portlete portlete bakarken vermek istedigin mesaji anlamadim zannetme. Sonrasinda yandan yandan attigin gulucukle beraber caktim ben kofteyi, aramizda kalacak, sen merak etme, ssstttt :)))
Birazdan seni gormeye gelecegim yine, bilare de bu ve benzer postlari basip defterinin arasina koyacagim.
Hosgeldin minik!
Cok ayip!
Sana gecen gece hayatimin 2-3 saatini harcadim, modern dizaynlarini hayata gecirebilmek icin. Sen ne yaptin? Ayni gece cokup butun dizaynimi eski haline getirdin! Cok ayip, hic yakistiramadim!
Simdi tekrardan yaptim hizlica, bir daha donersen eski hale cok kotu fena bozusuruz, bastan soyluyorum!!!Aaa!!!
Wednesday, May 11, 2011
The world is in a crazy hazy hue!
"Biz bu bloga basladigimizda" demisken, bir zamanlar burasi camlik ormanlikti sevgili okur. Vallahi! Bir suru linklerim vardi falan, onlar gitmis, nereye kayboldular hic bilemiyorum, bu konuda calismalarim devam edecek. Bu kadar da bi-haberim blogtan farkettigin uzere. Uzunca bir sure salivermislikten sonra ablakusun super otesi dogumgunu yazisiyla tekrar bir donus istegi oldu. Ancak gerceklesiyor...
Buralari camlik ormanlikti ama o zamanlar benim kalbim bu sarkidaki gibi gum gum atmiyordu, hayatimda o kadar cok gelisme oldu ki neresinden tutup anlatirim bilemiyorum. Sadece genel bir gorus olarak bu iletisim yoksunu oldugum donemde cok guzel gelismelerin oldugunu, hayatimin daha bir dolu dolu oldugunu, 24 saatin yetmedigini ve hatta ailemizin buyudugunu soyleyebilirim sana :) Bayan M Mart'in 20'sinde dogdu, oglen siralarinda. Su anda yan gel yat osman modeli yiyip icip buyumekte :) Masallahi var, nazarlardan korusun!
Bunlarin disinda hayat cok dolu, kafam yarattigim senaryolar ve hayaller esliginde hayatimdan daha da dolu ama midem bos! Yok hadi tamam tam bos degil ama cogunluk bos veya su dolu tutmaya calisiyoruz kendisini. Sevilen yiyeceklerden feragat etmemek icin oglen yemeklerine agirlik veriyoruz. Annekusun ve babakusun Londra'daki varligi duruma yardimci olmuyor malesef! Annem aksamlari muhtesem yemekler yapiyor :) Eger ugrayamazsam da sag olsun ayiriyor :) Isten eve aksamin bir koru gelip buzdolabinda etli biber dolmasi bulmanin verdigi mutluluk inanilmaz :) Simdi dusunuyorsun "e hani bostu" diye, ama dedigim gibi, bos tutmaya "calisiyoruz"
Umuyorum daha bir cok gorusecegiz bundan sonra :)
Ronkotonkotokotonton
Friday, February 18, 2011
Bu bloga ilk defa yaziyorum. Burcu'nun ikimiz adina en cok da ben istedigim icin blogu baslatmasina ragmen. Zaten hep boyle olmustur, ben hayal kurarim, Burcu harekete gecer, ben geyik yaparim, Burcu olayi sonuclandirir. Sunday, February 13, 2011
Friday, August 20, 2010
Chin Chin Laboratories
Chin Chin Chin Chin (mesela bu bir zil efektiymis simdi siz zihninizde canlandirin :) ), herkes hazirsa cok cilgin bir bulus acikliyorum, Londra'nin kimyasini degistiren Camden'i her zamankinden daha da absurt hale getiren bir bulus: Chin Chin LaboratoriesKimyasal reaksiyonlarla yemek pisirme olayini bildigim kadariyla ilk defa Heston Blumenthal baslatti. Fat Duck'ta yaptigi "garip" yemeklerle butun dunyada un saldiktan sonra baska insanlar da yavastan olaya el atmaya basladi.
Sonra Burcuk bir sabah ise giderken e-mailleriyle oyalaniyordu ve time-outtan gelen haftalik haber bulteninde Chin Chin Lab'i kesfetti :)
Chin Chin Lab Camden'daki ana pazarin orada bir dondurmaci. Normaldeki dondurmacilardan farki ortada hic dondurma yok!
Dondurma taze olarak sizin isteginize gore hazirlaniyor. Cok fazla bir secenek yok, biz gittigimizde 3 cesit vardi sadece. Bu 3 ana cesitte krema hazirlamislar bir kenarda. Bir de kocaman sanayi mikserlerinden almislar ve kazan kazan sivi nitrojen. Ve dondurmanin ustune sos olarak koyulacak ivir zivir findik fistik ve cilekli visneli sos tarzi seyler...Dondurmayi hazirlamak icin gerekli olan ana malzemeler bunlardan olusuyor.

Mikserin kocaman kabina once sivi nitrojen koyuluyor. Yapan kisinin anlattigina gore nitrojen -196 derecede kayniyormus. Soguk bir sekilde kaynadigi icin de dondurmada kullanilabiliyormus.


Sivi nitrojen kaynar sekilde kaba koyulduktan sonra ustune sectiginiz cesitte krema dokuluyor ve mikser calismaya basliyor. Sunday, July 04, 2010
Gurur Kaynagi: Mercimek Koftesi ve Bonbonlar
Bu aralar Londra'da havalar super gidiyor:) Biz de firsattan istifade zamanimizin cogunu disarda geciriyoruz. Bu aksam acik hava tiyatrosuna gidiyoruz, bir grup komedyenin sovunu izlemeye. Ablakus "oncesinde piknik yapalim, sen ne getirirsin"dedi, ilk aklima gelen mercimek koftesi oldu! Ne zamandir canim istiyordu ama bir turlu firsat bulup yapamamistim.
Tarif Portakal Agaci'ndan:)
Ilk hazirlamaya basladigimda cok kotu olacagini dusundum; kirmizi mercimekler haslandiginda sarariyormus - simdi siz bak allahin isine seklinde okuyor olabilirsiniz ama ne bileyim ben, bir hata var bu iste diye dusundum direkt! Ve de tarifteki gibi mercimekleri hafif sulu birakmama ragmen bulgurla karistiginda cok kuru bir hal aldi. Oyle olunca karisima ekstradan su ekledim bulgurlar normal bir goruntu sergileyene kadar.
Tarifte pek bir degisiklik yapmadim, sadece bendeki ev yapimi domates salcasi hali hazirda cok tuzlu oldugundan karisima tekrardan tuz koymadim. Ayrica yesillik olarak taze sogan ve maydanozun yanisira taze feslegen ve nane de dogradim, cok yakisti :)
Cig kofte sekilli olmasi gerekiyormus normalde ama cok estetik gelmedi gozume hepsini yuvarladim ben. Bu arada ilk basta ablamlar cok seviyor, az gelir 1 bardak mercimek 2 bardaktan mi yapsam diye dusunuyordum, iyi ki yapmamisim! Cok bereketli bir olcu, bulgurla beraber cogaldikca cogaldi, yuvarla yuvarla bitmedi!
Neyse, sonuc olarak super tatta bir mercimek koftesi cikti ortaya, gurur duyuyorum kendimle:)
Aklima babamin yemeklerime yaptigi ilk yorum geldi. Istanbul'a ilk gittigimde ziyarete gelmislerdi, ben de makarna yapmistim galiba. Babam bir iki catal aldiktan sonra "kizim gercekten endiseleniyorum, bir makarna ne kadar kotu olabilir" demisti hahaha :) simdi bu mercimek koftesini gorseydi onun da gozleri yasarirdi gecirilen evrim karsisinda :)))
Bu arada bonbonlar arada kaynamasin. Tarifi daha once de vermistim, sonradan bir kac kere daha denedim degisik sekillerde. Sutlu cikolatayla denedim bir kere ama hic begenmedim, asiri tatli oldu. Bu seferkinde sirf bitter cikolata kullandim ve de ek olarak icine taze frambuaz koydum. Sonuc muhtesem:)
Bu sefer bir de degisiklik olarak biskuvileri ve findik fistigi bardak alti gibi ilkel yontemlerle kirmama gerek kalmadi, mutfak robotu sagolsun karisim 10 dk icinde hazirdi:) Bana bir tek yuvarlamasi kaldi:)
Hayat ne guzel vapurlar filan :))
Guzel bir hafta olsun:)
Sunday, June 06, 2010
Sezar'in hakki Sezar'a!
Ama butun bunlar Londra'da bir turlu sevdigim gibi, masadan mide fesati gecirmeyecegim bir sekilde kalktigim bir Turk yemegi bulamama durumumu degistirmiyor. Bir turlu begenemiyorum! Normalde yemek konusunda cok secici olmadigim halde buradaki Turk restoranlarinda hep bir hayal kirikligi var -
di!
Bugune kadar! Bugun Haz'in Liverpool St tarafindaki restoranindaydik ve butun fikrim degisti. Sonunda super Turk yemegi yapabilen bir yer buldum, cok keyifliyim:) Kofteler tam kivaminda, kuzu sis sahane, borek yum yum yumm super otesi:) Yeni bagimligim haline gelebilir!
Eger buralarda yasayip da benim gibi bir "bolluk icinde kitlik" duygusu yasiyorsaniz Turk yemekleri konusunda, tavsiye ediyorum!
Hic resim yok, nitekim cok alakasiz bir bulusmada, maydonoz rolundeydim:) Siz bana guvenin bir gidip deneyin bence ;) St Paul'deki restoran da pek havali, yabanci misafirleri falan goturmek icin.
Bu arada bir iki oneri daha hazir aylar sonra yazmaya girismisken:
Gaucho Regent St'in ara sokaklarindan birindeki subelerinden birinin yanina cafe acmis, web sitesini bulamadim ama super dondurmalari var. Giderseniz kirmizi sarapli Malbec Berries ve Arjantin'e ozgu Dulce de Leche aromali dondurmalari tavsiye ediyorum. Super leziz!
Adres: 25 Swallow Street, W1B 4QR
Ayrica Yauatcha'nin pasta sefi degismis, eskisi gibi orjinal kekler yapmiyorlarmis sadece macaronlar varmis diye duymus, sinir olmustum. Kekler muhtesemdi cunku! Nitekim Yauatcha kaliteden odun vermemis, macaronlarda da dokturmus! Gecenin bir koru vitrinden gorup dayanamayip aldik, inanilmaz leziz cesitleri var. Yaseminli, earl grey cayli, hindistan cevizli, frambuazli, yosunlu... daha bir suru bir suru:) Kendini kaybetmemek elde degil!
Siddetle tavsiye ediyorum :)
Wednesday, April 21, 2010
Patrick Roger
Friday, January 29, 2010
Tarhana diyip gecmemek lazim!
Ama bilmiyorum diye hayatim boyunca annemin evine gitmeyi beklemeyecegim herhalde pisirmek icin! Degil mi ama? Kafa goz yara yara ogrenecegiz anne isi puf noktalari.
Guzel bir cuma gunu, is cikisi gidip hayatimin ilk Pilates dersine gitmisim. Gerim gerim gerilip bol bol nefes alaraktan bir saat gecirdikten sonra hocanin "aaa ne kadar da guzel hissediyoruz kendimizi degil mi" sozleri kafamda daha da bir keyiflenip eve gelmisim, Oscar kapida cincincin boynunda cingiragi:)
Evde bir sise hazinem var! Bir plastik sise dolusu goz kamastirici renkte tarhana, "hic aklimdan cikmiyor ki" diye bir reklam vardi biz kucukken, aynen oyle. Aslan kuzenim Denizli'den getirdi hafta basinda, o zamandan beri aklimda kendisi.
Karen'a da gosteriyorum "bak bak ne guzel kokuyor" diye, "what a local taste" hahaha gulusuyoruz:) Once biraz biber salcasini az suyla eziyorum kasede. Ardindan tarhanadan da goz karari bir miktar koyup ayni sekilde suyla eziyorum. Zeytinyagini tencerede azicik kizdirip ustune once salcayi, sonra da tarhanayi ekliyorum. Sonrasinda da yavas yavas sicak su ilave ediyorum, istedigim kivama gelene kadar.
Ekmek makinasinda yapilan rye (rye'in turkcesi nedir?) ekmegi, yanina da misler gibi tarhana:) Keyifli cuma aksami kavramim ne kadar degisti yahu benim:)
Keyifli haftasonlari diliyorum!



