Thursday, July 13, 2006

Le Bonne'da ROKOKO offfffffffffffffff :)

Burc pastanesi yazdigina bakmayin, yillarin Le Bonne'udur kendisi, Taksim'de Tunel'e dogru giderken Markiz Pasaji'nin karsisinda yer alir hemen solda...

Tanzimat doneminde yazilmis eski kitaplarda bile vardir Beyoglu'na cikilip Le Bonne'a ugramadan donulmez eve:) Benim de bir arkadasim sayesinde kesfettigim bir yerdir yillar once ve yillardir da favori mekanlarimdan biridir...

Geldigimin ertesi gunuydu hemen, tatsiz bir gundu acikcasi ama sag olsun Le Bonne sayesinde tadimiz yerine geldi....

Le Bonne'un en unlu tatlisi Rokoko, diger deyimle dondurmali pasta diyebiliriz kendisine. En altta ince bir dilim kek, ustunde vanilyali ve cikolatali dondurma ve arada antep fistigi parcalari ve de ustunde inanilmaz leziz cikolata sosu:) offffffff offff daha ne denir bunun ustune:)))

Bol kalorili, sagliksiz ama unutulmaz lezzetler icinde:) 28 ocakta yazdigim postta da belirtmistim burasini, siz de hemen unutmadan not edin bir yerlere, yaz bitmeden gidip deneyin derim, hos kisin da yenir ama yazin sicaginda tadi ayri bir guzel:)

Notunuzun kenarina da bir ekleme yapin, ustune bir de gidip Mihrimah Sultan Yalisi'nda bir elma cayi icin, keyfiniz yerine gelsin:) ( Le Bonne'un sol tarafinda kalan yokustan asagiya dogru azicik yuruyeceksiniz, hemen gorursunuz Mihrimah'i).

Simdiden afiyet olsunnn:)

9 comments:

bungalowevlerisirince said...

ne diyelim canım çekti inanın... bu sıcakta dondurma+kek görüntüsü bile ferahlatıyor insanı. hele bir de yerken resmini koymuşşun, şimdi kalkıp doooğru pastaneye...

bungalowevlerisirince said...

KAKAOLU+VANİLYALI DONDURMA ÜSTÜNDE DE ANTEP FISTIKLARI.. OOH AZ ÖNCE GÖTÜRDÜM. ENFES... BURADA ANCAK BUNU BULABİLDİM. 5 DAKİKANIN İÇERİSİNDE.....

bungalowevlerisirince said...

SELAM BEN HAKAN, BIRAZ GEÇ OLDU AMA. KUSURA BAKMA. EPEY BİR SÜREDİR İNTERNETTEYİM AMA HAZIRLADIGIN BU BLOG U TESADÜFEN GÖRENE KADAR, BU SİSTEMİN BU DENLİ YARARLI VE OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ OLDUGUNUN FARKINDA PEK DEĞİLDİM. HEMEN BEN DE BİR HESAP AÇTIM SENİN SAYENDE, İNAN ŞU AN SAAT 19:35 ÖĞLEN SAATLERINDEN BERİ KALKAMADIM BAŞINDAN BİLGİSAYARIMIN. ÇOK SAĞOL. YAPACAĞIM ÇOK ŞEYLER OLDUĞUNA İNANIYORUM BURADA, VE SENİN GİBİ ARKADAŞLARIN DA YAZILARINI TAKİP EDEREK ÇOK ŞEYLER DE ÖĞRENECEĞİME. ESENKALIN. 13/7/06

Burcuk said...

Selam Hakan,

Afiyet olsun:)Sitemizi begendigine sevindim:) Blog olayi cidden eglenceli bir sey, sen de devam edersin umarim:)

Gorusuruzzzz

bungalowevlerisirince said...

DÜMDÜZ BİR SORU SİZE : (İLGİNÇ BİR SİTEDEN ALINTI….)

AKŞAMLARI EVDE NE YAPIYORSUNUZ?

Koltuğa uzanıp, hiç tanımadığınız Amerikalı dedektiflerle, hiç tanımadığınız Amerikalı haydutları mı kovalıyorsunuz?
Yoksa yerli dizilere kaptırıp hiç bilmediğiniz konaklarda yaşanan hayatları mı seyrediyoruz?
Dört saat televizyon seyretmenin sekiz saat çalışmak kadar beyni yorduğunu biliyor musunuz?
İki türlü hayat var:
1. Yaşanan hayat,
2. Seyredilen hayat,

Akşamlarınız televizyona kilitliyse, bilin ki, hayatı sadece seyrediyorsunuz ! Akşamları evde ne yapıyorsunuz? Akşamlarınızı nasıl geçiriyorsunuz?

\"Pek çoğu gibi biz de çekirdek çıtlatıp saatlerce televizyon izliyoruz\" diyorsanız, durup bir düşünün lütfen; dünyaya birkaç kez daha geleceğinize mi inanıyorsunuz?
Böyle bir şey olsaydı, şimdiki hayatımızın bir bölümünü ziyan etmek şimdiki kadar acı sonuçlar doğurmayabilirdi belki.

Ne çare ki sadece bir hayatımız var. Bu da maalesef, çok kısa.

Ortalama altmış yılın yirmi yılı uykuda geçiyor.

Kalan kırk yılın yirmi yılı çocukluk, eğitim, vesaire...

Son yirmi yılı da ziyan edersek, bize yaşanacak bir şey kalmaz.

Akşamlarınızı sadece televizyona veriyorsanız, sayılı nefeslerinizden bir bölümünü çöpe atıyorsunuz demektir!

Çünkü televizyon izleyen kişi hayatta değildir, zira hiçbir şey yapmamakta, hiçbir değer üretmemektedir; bu da bir anlamda yaşamamak sayılır.

Ne mi yapmalı?..
1. Ailece kitap okuyun, sohbet edin:
Nasıl tanıştığınızı, ilk nerede görüştüğünüzü, sıkılıp sıkılmadığınızı, nerede nasıl evlendiğinizi, nikah şahitlerinizi, düğününüzü anlatın çocuklarınıza, onları hem dinleyin, hem de okumaya çalışın.

2. Gezin: Gezmek için ille de bir maksat olması gerekmez, en büyük maksat hayatı paylaşmaktır. Yakınsanız deniz kenarına inin, ayaklarınızı denize sokun ve becerebiliyorsanız taş sektirme yarışına girin. Sonra da güneşin pembe gülücükler saçarak batmasını
seyredin. (İnanın televizyon seyretmekten çok daha keyifli ve dinlendiricidir) Ormanda hep birlikte yürüyün, ağaçlara isim takın, yol
boyu açan çiçekleri sevin ve çocuklarınıza bunlarla sevmeyi öğretin. (Ama bilin ki hayat öğrenmek ve öğretmekten ibaret değildir. Dinlenmek, eğlenmek gibi olgular da hayatın bir parçasıdır) Çocuklarınızla ilişkilerinizde asla öğretmen tavrı takınmayın. Onlarla arkadaşlık etmek dünyanın en keyifli işidir.

3. Akraba ve komşularla ilgi bağı kurun: Onlara ya gidin, ya da onları size davet edin. Sohbetiniz televizyonsuz olsun ki tadı çıksın. Birbirinizi gerçekten tanımaya çalışın. Bilirsiniz, \"Komşu komşunun külüne muhtaçtır.\"

4. Kültürel ve sanatsal etkinliklere katılın. (Konferans, seminer, sergi, doğru sinema ve tiyatro) Hayatınızı biraz olsun renklendirecek başka şeyler de bulabilirsiniz. Yeter ki isteyin. Bir şeyi çok isterseniz, Allah sebebini halk eder ve çok istediğiniz şeye ulaşırsınız. \"Olmaz ki\" diye düşünüp taleplerinizi ertelerseniz,hiçbir yere ulaşamazsınız.

Aile bağlarının güçlenmesi, paylaşacak şeylerin çokluğuyla mümkündür. Ne kadar çok şey paylaşırsanız aileniz o kadar güçlenecek, o kadar diri duracak ve mutlu olacaktır.

Hatıra defterine televizyon dizilerini yazamazsınız. Oraya ancak yaşadıklarınızı yazabilirsiniz. Her gün bir şeyler yaşamalı ve bunları deftere geçirerek geleceğe tarih düşürmelisiniz. Bugün öyle bir hayat yaşayın ki, yarına da kalsın. Torunlarınıza filan anlatacaklarınız olsun.
Ayrıca unutmayın ki ; Hayatı biriktiremezsiniz; ya her anını yaşayacaksınız, ya da ziyan edeceksiniz...
Artık cevap gelsin:

Akşamları ne yapıyorsunuz?..
YAŞIYOR MUSUNUZ YOKSA SEYREDİYOR MUSUNUZ?

umama said...

burcuk, sen bilirsin belki, evde makarna yapmanın yollarını arıyorum. bildigin guzel bir site var mi bunla ilgili?

Burcuk said...

Hakan bence bu biraz eskilerden kalmis bir yazi, aksamlari bir de artik internet var:) oturuyoruz bilgisayar basinda oyalaniyoruz:) onu seyretmek sayarsak, ben hem seyrediyorum hem yasiyorum herhalde, ikisinin de gerekli oldugunu dusunuyorum:) (tv.mden ayirmayin beniiiiiiii :) hos burda seyretmiyorum ama olsun:) )

Umama, direkt makarna uzerine bir site bilmiyorum malesef:( bende iki tane makarna tarifi var biri haziranda stir-fry digeri de subatta olmasi lazim. soyle bir olayi var google.in: http://blogsearch.google.com/
belki burdan ararsan istedigin sonuca ulasirsin:)

Ha ama diyorsan makarna yapmak derken hani hamur acayim eriste falan ben bir anneme tarif sorayim eheheh:)))

bungalowevlerisirince said...

MISIR EKMEĞİ

1,5 BARDAK MISIR UNU
3/4 BARDAK UN
1, PAKET KABARTMA TOZU
1,5 YEMEK KAŞIĞI TOZ ŞEKER
3/4 YEMEK KAŞIĞI TUZ
3/4 BARDAK SÜT
1, ÇIRPILMIŞ YUMURTA
2 YEMEK KAŞIĞI SIVI YAĞ

BÜTÜN MALZEME İYİCE KARIŞTIRILACAK
HAFİFÇE SULU BİR HAMUR OLACAK
ÖNCEDEN YAĞLANARAK ISITILMIŞ KALIBA DÖK ÖNCEDEN ISITILMIŞ FIRINDA ÜZERİ KABUK BAĞLAYANA DEK
PİŞİR, ARZU EDERSEN İÇİNE 1 SOĞAN RENDELEYEBİLİRSİN

bungalowevlerisirince said...

COCA COLA VE PEPSI SEVERLERE
HER SEYI BILDIGINIZI MI DÜSÜNÜYORSUNUZ? ŞUNLARI OKUYUN.

"HARIKA BIR JAMBON IÇIN"
Bir kutu kolayi tepsinin içine bosaltin. Jambonu alüminyum folyoya sarip, firina sürünüz. Jambon tam olarak pismeden otuz dakika kadar önce folyoyu çikariniz ki harika bir sos için jambonun yagi ile kola karissin.

"ELBISENIZDEKI YAG LEKESINI ÇIKARMAK IÇIN"
Bir kutu kolayi lekeli giyeceklerin üzerine bosaltin, Deterjani ekleyin ve her zaman yikadiginiz gibi yikayin.
Coca-cola yag lekelerinin yok olmasina yardim edecektir.

AYRICA BIZ BU MADDEYI IÇERIZ !!!
BILGILERINIZE......
Coca-cola ve pepsi'nin ortalama pH degeri 3.4
Bu asidite disleri ve kemikleri eritmek için yeterlidir.
Pepsi veya coca-cola'yi içmeden önce bir düsünün.
Dünyada hiç kimsenin tavsiye edemeyecegi karbon dioksit içiyorsunuz.
Iki yil önce, Delhi üniversitesinde "kim daha fazla coca-cola içecek" diye bir yarisma yapildi.
Sekiz sise coca-cola içen kazandi ve herkesin gözü önünde öldü. Çünkü çok fazla karbondioksit almisti ve kaninda yeterli
oksijen yoktu.