Friday, March 23, 2007

Merhaba Tavuk

Ben mutfak programi yapsam benim de sanal mutfagim kesin boyle bir sey olurdu:) Herkese guzel haftasonlari:)

Wednesday, March 21, 2007

Filiz Makarna :)

Bir kac gundur aklima Filiz Makarna gelip duruyor:) Ne alaka bilmiyorum ama iste durup durup gun icinde aklima geliyor, internette bir bakayim acik mi degil mi diyorum, sonra yine unutuyorum.

Simdi olay soyle: Biz kucukken bir gun Ankara'ya giderken Filiz Makarna'nin fabrikasina ugramistik. Fabrikanin onunde kendi restoranlari vardi, orada yemek yemistik.

Annekusum yemek ogretmeni oldugu icin ve babakusum da degisik lezzetlere duskun oldugundan cok severiz boyle degisik yerler kesfetmeyi yolda giderken. Yol lokantalarinda favorim tabi ki de Ozdilek Bursa'nin Inegol Koftesi :) Burasi hem temizlik yonunden hem de mekanin guzelligi yonunden yolda dinlenmeye oldukca uygun. Bir de o inegol kofteler var ki, aaaa :)) Ben baska yerde yemedim oylesini, hatta bizim aile icin bir karsilastirma noktasidir kendisi, ne zaman inegol kofte yesek bir yerlerde anariz hep "aa oranin ki baska" seklinde.) Bir de mesela Bilecik'te bir donerci vardir, adini unuttum simdi, babakus hatirliyorsan bir yaziver canim. Orasi da pek lezizdir.)

Neyse, konu dagildi yine:) Efen'm biz bir gun Filiz Makarna'ya ugramistik dedigim gibi.

Cesit cesit makarna yemekleri, normal makarnalarin yanisira makarna koftesi salatasi vb bir suru ilginc yemekler vardi. Cok hosumuza gitmisti o zaman. Ama sonrasinda pek Ankara'ya yolumuz dusmediginden bir daha gidemedik.

Bugun bir bakayim dedim internette, o mekanin uzerine en iyi post yazabilecek insanlardan biri kesfetmis orayi:) Tabi ki de Lezzetin Izindenin Basak'indan bahsediyorum:)

Yaziyi surada bulabilirsiniz: http://lezzetinizinde.blogspot.com/2005/10/filiz-restaurant-filiz-gda-sanayi-bolu.html

Basak'in da belirttigi gibi gidilesi bir yer gercekten:) Onun yazisinin ustune bir sey yazmama gerek yok zaten benim.)

Bu arada denk gelmis, o da orada Kesli Makarna yemis:) Biz orada yemedik ama Kdz Eregli'li oldugumuz icin biliriz kesi. Kesli eriste muhtesem otesi bir lezzettir, Turkiye'ye gittigimde annemler yapar kesin, ben de fotolarini cekip koyarim buraya:)

Aklima gelmisken yazmak istedim:) Ankara'ya arabayla yolunuz duserse yol ustunde Filiz Makarna'yi ihmal etmeyin.)

Adres: D-100 Karayolu 7. Km. 14240 BOLU

Friday, March 16, 2007

Muzlu Ev Pastasi

Oncelikle belirtmekte fayda var, bazi kuslar sevilmek icin yaratilmislardir. Ozellikle dogumgunlerinde gosterilen sevgi yumakligi bu kuslarin kanatlarindaki yuku biraz hafifletip bir bulutlarin ustu etkisi yaratacaktir, bu nedenle ozenle ilgilenilmelidir. Bu kuslardan en bir kivircik olani 17 mart gunu dunyaya gelmistir, yili soylememekte fayda var, nitekim artik yas belirtme zamani gecmistir kendisinin :)


Kendisi mevsimsel gocler kapsaminda 28 derecelik Buenos Aires semalarina dogru yola cikti carsamba gunu, bu nedenle dogumgunu kutlamalari da onceden onceden yapildi.

Once annekusa mail atildi "acil yardim cagrisi alarm alarm" tadinda:) Evde pasta yapilirken kullanilan hazir pasta tabanlarina son verilme karari ardindan hemen bir kek girisimi gerceklesti.


Efen'm tarif soyle: 4 yumurta ve 4-5 kasik seker bir kapta mikserle cirpilir. Kuzusal tavsiyelere gore bu kisimda is sekerin tamamen erimesini saglamaktir. Bu arada mikserin uclarini bulmaya usenip telle cirpma cabasini gosterenleri buradan tekrar kiniyor ve uyariyoruz! Cok gereksiz yani, kollara yazik valla (cok kizdim kendime cok!! ). Sonra bu yumurtali seker kivama geldigi gibi icine 5-6 kasik un, 1 paket kabartma tozu ve de 1 paket vanilyayi katiyoruz. Elersek iyi oluyormus (bu da ikinci tavsiye). Icine istersek yarim su bardagi sut ve azicik da sivi yag koyup iyice karistiriyoruz. Onceden isittigimiz firina koyup 20-25 dk 170 derece civarinda pisiriyoruz. Bu esnada firin kapagini acanin basina saksi mi dussun artik ne dussun bilemiyorum, aman diyim ben size! Butun emek bosa gidermis ve de kek sonuverirmis (Annesel tavsiyeler:) ).


Baktik kek kabariyor gibi, ustu de baya bir kizarmis, hemencecik bir kurdan alip batiriyoruz kekin icine. Bu kurdanla beraber kekle yapan arasinda bir iletisim bagi kuruluyor, mesela kek diyor ki size "yahu azcik daha surda sicak sicak otursam n'olur" (bunu kurdanin cevresine bir suru bidik hamur yapistirarak belirtiyor kendisi) ya da diyor ki "aaa cehennem gibi bu ne be" diyor ki bu mesaja aninda bir hamleyle kendisini firindan cikartarak yanit vermek lazim (zira vermezseniz kisacik bir surede sinirinden kapkara bir sekilde size bir nanik yapabilir).


Keki cikardiktan sonra sogumasini bekliyoruz. Soguduktan sonra kaliptan cikartiveriyoruz, bu islemin kolay olmasi acisindan onceden kalibi guzelce yaglarsak iyi olur, yaglamazsak cunku kalibin poposunu sudan gecirme, ustunde tahta kasiklarla davul calma vb bilimum yaratici yollar bile cok zor ise yariyor ve kucuk bir sinir krizi yasatabiliyor insana (deneyim konusuyor).


Annesel bir diger tavsiye pasta kekini bir gun onceden yapmak, kek biraz bayatladiginda daha guzel olurmus pasta. Ama tabi acele durumlarda ayni gun de yapilabilir (sekil 1a). Tabi siz yine de her zaman icin anne sozu dinleseniz en guzeli derim ben:)

Keki hazirladiktan sonraki asama krema, bunu yine klasik 3-5-2 tarifinden yaptim (3 kasik un-5 kasik seker-2 bardak sut). Bunlari bir tencerede pisiriyorsunuz beraber, icine de azicik vanilya katiyorsunuz unun kokusunu alsin diye, sahane oluyor.

Burda toz krem santi bulamadigim icin ben direkt bu haliyle kullandim, oysa ki Turkiye'de olsam krema soguduktan sonra icine bir paket toz krem santi ve de mini minnacik bir parca margarin koyup cirpardim mikserle, o zaman boyle kirik beyaz muhallebi gorunumlu bir krema yerine pastanedekilere tas cikartir leziz bembeyaz bir krema olurdu kendisi...canimiz sag olsun tabi n'apalim...

Krema da pisip sogudugunda sira geliyor suslemeye, en eglenceli bolum normalde, ama gecen gun resmen iskence gibiydi benim icin. Keki ortasindan keskin duz bir bicakla kesiyorsunuz ve sonra bu yarimlari recelli suyla islatiyorsunuz iyice (bu kekin krema altinda kuru kalmasini engelliyor). Sonrasi normalde cok zor bir sey degil, kremayi koyup uzerine muzlari dosuyorsunuz ara kata.


Burda tabi gecen gunun neden benim icin boyle zorlu gectigine deginmek lazim:

Guzel gorunuyor diye ortasi delik kek kalibindan pasta yapmak gibi yaratici fikirlerimi bir dahaki sefere kendime saklamayi dusunuyorum. Hadi boyle bir sivri zekalilik yaptin bari kremasini kivaminda yap, di mi ama? Onun da sutunu fazla kacirmisim :/ Kekin uzerine koyuyorum kremayi hooopp butun krema ortaya dokuluyor, ordan toparla burdan toparla yok, resmen bogustum kremayla. E bu arada dokulen kremalar bosa mi gitsin, yiyivermisim bir yandan da :))) Cok komikti, cok:) Neyse sonrasinda asil mucadele ust katta yasandi, malumunuz egim daha da cok alt kata gore. Sanirim bu aralar ki vucudumun muhallebi ihtiyacinin hepsini o gunden kapattim:))
Boyle cok dagilinca yaparken, sonrasan pastanin tabagini degistirdim de biraz kurtardik goruntuyu:)) Yalniz yine ortadaki vahim durum gozlerden kacmiyor, degil mi?


Ustunu Kedi dilinden yaptigim pastadaki gibi cikolatayla susledim. Bunun icinde marketten aldigim duz cikolatayi (duz cikolata da ne kotu tabir oldu ama baska nasil denir bilemedim) bir kasenin icine koydum ve bunu da sicak su dolu baska bir kasenin icine koydum (ve bunu da diye devam eder misim eheheh :) ). Boylece erittikten sonra catalla pastanin uzerine gezdiriverdim.


Sonuc ortada iste:) Goruntu fena degil, tadi da fena degil bir pasta oldu sonucta. Aslinda annekusun dedigi gibi kek bir gun onceden yapilsa daha guzel olurdu sanirim ve de bahsettigim gibi krema santili falan olsa daha bir "pasta" olurdu. Boyle olunca kekte o annemin pastalarindaki dokuyu yakalayamadim, ayrica "pasta"dan cok kek ustu muhallebi gibi oldu.

Siz yaparken o ara tavsiyelere de kulak asarsaniz daha iyi olacagina eminim:)



Herkese guzel bir haftasonu, kivircik kusuma da en guzelinden bir dogumgunu diliyorum:) Iyi ki varsin:)

Wednesday, March 14, 2007

Use it or Lose it

Ya sev ya terket modunda, kendi kendime soylenip duruyorum ne zamandir yazmiyorsun yorumlara da cevap yok diye, neyse haber vereyim istedim yarina geliyor muzlu ev pastasi tarifi:))) bekleyiniz:)

Friday, February 16, 2007

Pek bir renkli makarna

Uzun zamandir ispanakli tarif vermemistim, duydum ki bana darilmis, hemen dedim alayim kalbini:)

Ispanak hastasi bir insan olarak sahsen yakisamayacagi bir yemek dusunemiyorum, et-tavuk-balik, pirincli yemekler, peynir...ooo listem cok uzun olur tek tek yazmaya kalkarsam:)

Son guzelligini de makarna uzerinde sergiledi kendisi:) Tarif oldukca basit, makarna haslanir ve suyu suzuldukten sonra zeytinyagiyla hafifce cevirilir tencerede.

Bu sirada genisce bir teflon tavaya 1-2 domates iri iri dogranir kabuklariyla beraber. Uzerine azicik zeytinyagi gezdirilir. Ardindan ispanak hanim gelip partiye katilir. Ispanak hanim kendinden gecmis bir sekilde dans ederken bir anda sahneye ceviz bey cikar. Uuuu ne atesli ask yahu:) Ardindan bir deniz tuzu ve karabiber yagmuru ardindan parti sona erer. Ama grup o kadar eglenmistir ki kendileri makarnanin uzerinde geceye devam etmeye karar verirler:)

Makarna uzerinde bu muhtesem karisimi goren beyaz peynir "bensiz olmaz" der ve eglenceye katilir.

Bir eglence, bir muhabbet:) oh oh:)

Super otesi bir lezzet, herkese tavsiye :) Afiyet olsun!

* Ispanaklari dogramadan direkt iri iri attim, o yonden iri bir tava kullanmakta fayda var.
* Bir de domateslerin (ve ayni zamanda ispanagin da) biraz diri diri kalmasi cok hos bir lezzet veriyor, aklinizda bulunsun, cok pisirmeyin .)

Bir uydurmasyon tarifimizin daha sonuna geldik sevgili foodie.ler:) Herkese mutlu bir haftasonu diliyorum:)

Thursday, February 15, 2007

Free Kareem Day: 15 Subat

Bloga elimden geldigince politik egilim vermemeye calisiyorum ama bugunun cikis sebebi de bir blog olunca sizlerle paylasmak istedim. Bugun dunyada "Free Kareem Day" ilan edilmis, dunyada 6 sehirde Kareem'in serbest birakilmasi icin protesto yuruyusleri yapilmis, peki Kareem kim ve basina neler gelmis?

Kareem '84 dogumlu senin benim gibi bir blogger, Misir'li ve su anda hapishanede. Hapis gunlerinden once hukuk okuyormus, sonra bir gun kapisina bir gorevli gelmis ve iceriye alinmis. O zamandan beri de ailesi Kareem'den hic bir haber alamiyormus.

Hapishaneye atilmis cunku kendi kisisel blogunda devlet baskanini elestiren, kadinlarin toplumda esit olmasi gerektigini savunan ve dinle alakali bir kac post yazmis. Dusuncelerinden vazgecmesi onerildiginde de dusunce ozgurlugunun olmasi gerektigi konusunda israrci davranmis...

Modern bir cagdayiz diyoruz ya hani, hic inanasim gelmiyor. En son Dink cinayetinden beri tartisiliyor ya hani 62. kurban daha kac tane olacak diye, hic umutlu degilim...Sadece Turkiye degil konu, bir suru ulkede hala devam eden dar gorusluluk sorun. Bize de ters gelen, okudugumuzda "bu kadar kit beyinli olur bir insan" dedigimiz postlar oluyor ama tolere ediyoruz, toleransi ogreniyoruz...ya da umarim ogrenecegiz...

Ben bugun bir gorusmem oldugu icin katilamadim yuruyuse, umarim protestolar ise yarar ve bu konuda genel anlamda ciddi adimlar atilir tum dunyada...

Kareem'le ilgili okumak isterseniz:

LSE-The Beaver
Kareem'in blogu (dogal olarak arapca yazilmis, google'in tercuman servisini kullanabilirsiniz okumak icin)
Protesto icin
Genel olarak Google

Sunday, February 11, 2007

As (-erilen muhtesem tatli) ure

Gonul ne kahve ister ne kahvehane
Gonul asure ister, gerisi (oohooooo) bahane

:)

Donucem efen'm, bilare...

(Yogurt corbasi ve tayland usulu tatlilarla donucem bu hafta icinde.) )

Friday, January 12, 2007

Szechuan Noodle Salad :)

Uuuu:) Yine muhtesem bir salatayla donuyoruz blog.a, sevgili foodie.ler:) Cin meyveleri yazacaktik, kaldi, bari yakin diyarlardan bir salatayla acigi kapatalim dedik:)

Tarif yine Rebar Modern Food Cook Book'tan, bu kitapla Alsterberg ve Urbanowicz harikalar yaratmis bariz, bir kitabin her tarifi mi leziz olur yani, hayret! Israrla tavsiye ediyoruz efen'm, her mutfaga lazim.)

Noodle'la ilk tanismamiz kampusteki kafeteryada satilan noodle cup'larla olmustu, kucuk plastik bir kap, icine sicak su koyuyorsunuz, sonra yiyorsunuz. Dunyada yenip yenilebilecek en korkunc yiyeceklerden biri sanirsam! Sakatatlari da unutmadim tabi ki kotu yiyecekler arasinda ama olsun, oldukca basarisiz kendisi! Plastik gibi noodle'lar icinde yuzuyor, ne tat ne doku booooo cok kotu cok! Eger orda burda gorup de merak ederseniz bastan uyariyorum, fazla merak iyi degil...

Neyse, sonrasinda tabi Wagamama'yla noodle'a karsi olan hislerim degisti tamamen, ozellikle udon denilen kalin noodle'lar tavuk ve zencefille harika oluyorlar, soba denilen inceleri de corbanin icinde guzel oluyor. Bu arada Japon arkadasim Toyomi dedi ki Wagamama'da is yokmus, asil Japon yerlerine gitmek gerekiyormus. Piccadilly Circus'ta Japan Centre diye bir yere goturdu beni, cok guzeldi. Fotograf cekme firsatim olmadi ama en yakin zamanda orasi ve oraya yakin olan Minamato Kitchoan'la ilgili bir post yazmak istiyorum. Ozellikle Japon pastanesi, Minamoto, kismi pek bir ilginc ve de leziz!
Konuyu daha cok dagitmadan hemen salataya doneyim. Yapimi oldukca basit fakat malzemeleri onceden temin etmek lazim, eminim buyuk sehirlerdeki marketlerde satilmaya baslamistir artik:

Sosu icin malzemeler:
2 yemek kasigi susam yagi
1,5 cay kasigi aci yag (zeytinyaginin icinde biraz pul biber ekseniz herhalde isinizi gorur)
3 dis sarmisak
Yarim cay kasigi pul biber
2 yemek kasigi pirinc sirkesi
Yarim cup (120 ml) soya sosu
1 cup su
1/4 cup bal
1 cay kasigi misir unu
2 misket limonu suyu
2 yemek kasigi kisnis

Salata icin malzemeler:
450 gr soba noodle
2 yemek kasigi hijiki deniz yosunu
4 taze sogan
1 havuc
1 tatli kirmizi biber
1 salatalik
1 avokado
1/4 cup cashews (buna hint fistigi deniliyor sanirim memlekette, emin degilim)

Once noodle'lari paket uzerindeki tarife gore pisiriyoruz, bu da bol suda makarna gibi haslama seklinde oluyor. Zamana dikkat etmek lazim, cok haslanirsa iyi olmuyor, azicik diri kalsa daha guzel. Sonrasinda makarnadan farkli olarak suzerken soguk suyun altindan geciriyoruz ki daha diri kalsinlar, ve ardindan da ustune azicik susam yagi gezdirip buzdolabinda dinlenmeye birakiyoruz.

Sonra hemen sosu hazirlamaya girisiyoruz. Yaglari kucuk bir kabin icinde isitiyoruz, sarmisak ve aci biberi ekleyip pisiriyoruz. Ocagi kisik ateste tutmak lazim, malum sarmisaklar hemencecik yaniveriyor. Sirke, soya sosu ve suyu ekleyip kaynamaya birakiyoruz. Kaynadiktan sonra isisini azaltip bali ekliyoruz. Misir ununu azicik suyla ayri bir kasenin icinde karistirip sosun icine koyuyoruz. 5 dk daha pisiriyoruz, azicik yogunlasiyor bu arada kendisi. Ocagi sondurup icine misket limonu suyunu ve kisnisi ekliyoruz. Azicik dinlendiriyoruz bunu da:)

Son olarak da havucu rendeliyoruz, salataligi, soganlari, biberi ince ince dogruyoruz. Bu cig sebzeleri, suda beklettigimiz kuru deniz yosununu, noodle'i ve sosu buyukce bir kasenin icinde karistiriyoruz.

Uzerine sus niyetine avokadolari ve hafif kavurdugumuz fistigi koyuyoruz...Ve hayretler icinde kaliyoruz! "Aaaaa bu ne lezzet" diyoruz kendi kendimize, "offff bu kadar da guzel olunmaz ki ama canim, ben bir tabak daha mi yesem" vb tadinda bir suru kucuk cumlecikler kuruyoruz:)

Afiyet olsun simdiden:) Herkese mutlu haftasonlari!

Not 1: Malzeme listesi oldukca genis gozukuyor ama aslinda sosa katilan ozel yag ve soslar disinda cok da zor bulunan bir sey yok icinde. Umarim siz de deneme sansi bulursunuz:)

Not 2: Salata diyoruz ama noodle'lar cok sisiriyor insani; ana yemek olarak rahatlikla tuketilebilecek bir salata, bilginize.)

Not 3: Bu kitabi aldiklari icin Rob ve Brandy'e tekrardan tesekkurler:) Kucuk Jacob kocaman olmus, merak edip izlemek isterseniz Jacob's Junction'dan size el, pardon popo, sallayabilir:)))

Special note for Brandy & Rob: This is the second recipe we're trying from Rebar, it's amazing!!! Thanks again for the book:) Missed you loads! Loves & kisses from London:)

Thursday, December 28, 2006

Yeni yil kararlari .)

Yemek postlarina bir ara verip 2007 oncesi bir yil degerlendirmesi ve yeni yil dilek/umut/karar vb yazisi yazayim istedim...Bir kac gun yalniz kaldim, bol bol dusunme firsatim oldu, sonra bazi kuzularla konustum daha da bir "evet evet" dedim kendi kendime, bir seyler degismeli...

Aslinda kisisel milat dogumgunu olmali, o yonden "new year resolutions" degil "new age resolutions" olmali olay ama iste aliskanliklar/benimsetilmislikler bu gune yonlendiriyor insani. 31 Aralik diyince hemen sag alt kose geliyor aklima, ne garip...neyse bu ayri bir mevzu tabi...

Gundemin ilk konusu is mevzu bahis...2006 egitim yasaminin sonlanmasi acisindan garip bir yil aslinda benim icin, normalde hep alisik oluyorsun, cok da dusunmuyorsun aslinda ustune, biliyorsun ki eylul'de tekrardan baslayacak okul...ama simdi tabi boyle bir durum yok, kac aydir belirsizlik halinde, hala da oyle...surekli basvuru yapiyorum, hayatimi planlamaya calisiyorum, bir guc de surekli "hisssttt daha erken" diyor, bir sekilde engelliyor. Belirsizliklerden hoslanmiyorum pek, nitekim yapilabilecek de bir sey yok tabi...

Gecen gun aklima geldi: Universitedeyken Hasan Ersel'den Turk Ekonomisi uzerine Seminerler adinda bir ders aliyorduk, ders oldukca keyifli (Hasan Ersel'in tatli hikayeleri ve bilgi aktarim yetenegi sag olsun) fakat ayni olcude de zorlu, herkes de bunun bilincinde oldugu icin siniftaki insanlar bolumun bariz en iddiali adamlari. Dersin birinde "Yakin gelecekteki en buyuk sorununuz ne olcak biliyor musunuz?" diye sormustu, biz de atip tutmustuk bir suru sey cari acik falan (hos bu cidden problem ama neyse), sonra da cevabi vermisti "issizlik" diye, biz de "ha haaa oldu tabi oldu" tadinda az bucuk dehsete kapilsak da guven icinde "biz de issiz kalirsak" demistik "yani cidden nolcak bu memleketin hali". Nitekim kazin ayagi oyle degilmis [bu soz boyle miydi]! Yil 2006, egitim yasamin simdilik bitti ve hayat neye benziyormus gormeye basladin Burcu! [Buraya not dustum sana ki unutma diye!] Malum sorunla basbasasin ama yine de sen kendini "recently graduated talented person" olarak nitelendirmeye devam et, cunku sansli azinlik icindesin, sadece azicik sabredeceksin...

Buna ek olarak bir gereksiz kaygilanma sorunun var ki adami hasta ediyor. Dikkat etmezsen de ciddi ciddi hastalik olarak geri donecek sana, o yonden bir sakin ruh hali icinde olursan pek guzel olacak:) Sakinlik kaygisiz olmayi gerektirmiyor ama en azindan mide kramplarindan uzak normal bir yasam sunuyor insana. Ayrica bundan sonraki bilmem kac yillik hayatinin da ayni zorlukta gececegini dusunursen oldukca da gerekli bir ruh hali bu, o yonden alismaya bak...2007 icin unutulmamasi gereken bir diger onemli nokta da bu...

Ve hayat bir duzene girdiginde neler yapmayi planliyorum: Oncelikle Turkiye'ye gidip ailemle rahat bir zaman gecirmek istiyorum. Bir suru arkadasimi ne zamandir gormuyorum, onlarla tekrar gorusmek istiyorum.

Sonra sonra bir kac ayim olursa eger ise baslamadan evvel, degisik bir seyler yapmak istiyorum. Yardimlasma kurumlariyla alakadar bir seyler, mesela bir ayligina Hindistan'a gitsem? [annkus no panic canim benim sakin sakinnnn:)] Burda cok yaygin oyle seyler, eger firsat bulursam kesin yapmak istiyorum...Ozellikle de cocuklarla ilgili bir proje yapayim istiyorum, bakalim arastiracagim bir...

Bir de son olarak bir guzel yaz tatili istiyorum, azicik gunes-kum-deniz:) Her bunyeye lazim:)

Her sey bir yana, klasik dileklerden biri olarak, saglik ve mutluluk istiyorum, nasilsa gerisi bir sekilde gelir.

Yahu o da gelmezse, cidden n'olcak bu memleketin/bunyenin hali?

.)

Herkese mutlu bir yil diliyorum!

Sunday, December 24, 2006

Sandal sefası :)

"Sandal sefasi" diye baslik koydum posttaki hayali sandallarin kabak oldugunu bastan belirteyim:)

Diyelim ki kabak hanim bir gun sandal sefasina cikmis, Thames'den mi uzanmis desek, Seine'den mi:) Yoksa yoksa Fenerbahce'nin oralardan uzanan derenin adi neydi? ordan mi gitmis yoksa? Bilemedik...Neyse ama olay suymus ki sular eskisi kadar berrak degilmis, hic oyle resimlerde cizilenler gibi olmamis bu gezi...Biraz hayalkirikligi olmus goruntu itibariyle ama neyse ki keyf-i sefa yerinde olmus yine:)

Duzgun yemek yapmak sanati diye bir sey olmali ve anneler bu iste uzman olmali. Insan sonradan bu yetenegi kazandigina gore bu iste bir is olmali sevgili foodie, nedir olay, ne? Henuz cozemedim...Kalamaki hanim da buyuk kiziyla ilgilenmekte oldugundan ona da soramadim, ipuclarini alir almaz tekrar donecegim bu konuya:)

Uzun zamandir canim bu yemegi istiyordu, bugun sonunda yaptim. Pek bir saglikli tariflerden yine, sifir yag, bol lezzet:) Ayni zamanda da sifir goruntu goruldugu uzere! :/ Neyse ki lezzeti yerinde oldugu icin goruntuyu bu seferlik affediyoruz:)
Gerekli malzemeler (1 kisilik):

Bir adet kabak
Iki yumurta
Beyaz peynir
Zeytin
Ceviz
Aycekirdegi ici
Baharatlar: Dereotu, Karabiber,Nane

Once kabaklari hafifce soyup, ortadan ikiye boluyoruz. Yayvan bir tencere/tavada suyu kaynatip icine kabaklari atiyoruz, 5-6 dk hasliyoruz. Cok haslamamak lazim diriligini kaybedince iyi olmuyor, aklinizda bulunsun...
Sonrasinda bu kabaklari bir kagit havlunun uzerine alip azicik sularini birakmalarini bekliyoruz.
Bir kenarda da catalla ezdigimiz beyaz peynirin icine bir kac zeytin dogruyoruz, ceviz parcaliyoruz, cekirdek baharat felan, ne var ne yok karistiriyoruz:) Yumurtalar da dahil buna tabi:) Ben iki yumurta kullandim, sonuc bulanik bir nehir oldu goruldugu uzere:) Normalde boyle bir ekstradan bir firinda yumurta servisi yok efendim, bugun size promosyon yaptik, noel tarifesinden :))))

O yonden bir yumurta kullanmak akilli, iki yumurta kullanmak da benim gibi tosuncuklarin isi...
Kabaklarin ustlerine bu karisimi koyuyoruz, sonra onceden isittigimiz firina tepsiyi yerlestiriyoruz. Benim karisim fazla geldigi icin boyle oldu, normalde kabaklarin ustunde kaliyor karisim, sanirim biraz sulu yaptim ben (yumurta fazlaligindan) ondan boyle oldu:/

Once normal firin modunda bir 10 dk pisiriyoruz, ardindan da ustunu yakip bir 3-4 dk kizartiyoruz. Sonuc ortada:)

Gayet saglikli ve de doyurucu oluyor, yanina da bir dilim kizarmis kepekli ekmek, ooooo, sahaneee:)))
Afiyet olsun:)))

Herkese mutlu haftalar:)))

Saturday, December 23, 2006

Mangolassi


* Bir guzel Cumartesi gunu icin super enerjik sarki:)

Uzun zamandir yazamayinca nereden baslayacagimi sasirdim:) Bir suru sey birikmis, yavas yavas aktarmaya calisacagim...

Haftasonlarinin en guzel yani sabah yapilan uzun kahvaltilar oluyor, nitekim bakin yalniz bir haftasonunda insanin kendi basina bir sey hazirlayasi gelmiyor ama is sevdigin insanlarla bir arada olunca bir anda degisiyor...Annekustan gecti bu ozellik bize, her haftasonu usenmeden kalkip ozel yiyecekler hazirlayan pek tatli bir kustur kendisi:) Biz de kendimizce gelenegi devam ettirmeye calisiyoruz...

Mangolassi de oyle tatli kahvalti gunlerinden birinde ablamin hazirladigi bir guzellikti:) Uzerinden baya zaman gecmesine ragmen tadini hala hatirliyor olmam buraya yazilmasi gerektigine isaret.)
Tarif Rebar Modern Food Cook Book isimli kitaptan alinti...Bu kitabi ablama Brandy ve Rob almisti hediye olarak, leziz ve saglikli tariflerle dolu kendisi...Diger bir suru kitaptan en buyuk farki tariflerin basitligi bence, anlatimlar da cok basit zaten, ingilizler "to the point" diyorlar ya tam o tarzda iste:) "to the taste" diye cevirebiliriz biz bunu:)))

Mangolassi resimlerden de anlayacaginiz gibi bir cesit smoothie, Hint mutfagina ozgu bir icecekmis...Hatta Hindistan'da yapilirken icine azicik gul suyu da koyuyorlarmis, kitapta eger varsa elinizde ekleyin yaziyor...Zira ben gul suyunu yemeklerde hic sevmem, aklima olumlerde yapilan kotu irmik helvalarini getiriyor, cok gereksiz...Irmik'e hakaret ayrica! Lafin ozu, gul suyunuz varsa alin onu tonik olarak kullanin, super yumusak yapar cildinizi, hic pisman kalmazsiniz, hem akliniza kotu anilar da gelmez...oh sahane:)

Gerekli malzemeler:
1 adet lifsiz mango (simdi lifsizini nerden bulacagiz derseniz deneme yanilma yontemini kullanabilirsiniz:))) mesela Ingiltere'dekiler icin ufak ipuclari: Asda'nin normal mangolari hep lifli olur, garip bir sekilde Smartprice mangolari lifsiz olur, ilginc ama daha guzeldir bariz...Tesco'nunkiler de genelde lifli cikiyor, M&S her zamanki kalitesinde super mangolar getiriyor raflarina...Turkiye'de nerelerde satiliyor tam bilmiyorum ama siz arastirir bulursunuz artik...lifli de olsa bir sey olmaz tabi de lifsizi daha guzel oluyor bence:) )
Yarim muz
Yarim misket limonu suyu
1/4 cup yogurt
(bu bizim bildigimiz suzme yogurt, cup da mutfaktaki olcum birimlerinden)
1 tatli kasigi vanilya surubu (ingilterede vanilya bizdeki gibi toz halinde satilmiyor, surup olarak satiliyor...Siz toz kullanabilirsiniz ya da baharatcilardan aldiginiz cubuklarla harikalar yaratabilirsiniz.) )
3 kup buz

Yapiminda tarif edilecek bir sey yok, butun malzemeleri herhangi bir cesit mutfak robotundan geciriyorsunuz, varsa blender kullanin isterseniz, cok daha kolay olur...Sonra da afiyetle iciyorsunuz:) Sabah kahvaltinizda boyle bir ic ferahligi, bir mutluluk bir mutluluk:)))

Herkese mutlu ve guzel bir hafta sonu:)

Not 1: Verilen olcu bir bardak icin verilmis sanirim, o yuzden siz kafaniza gore cogaltin bence, kulak memesinden kivam betimleyen yurdum insanina olcum konusunda guvenim oldukca fazla:)))

Not 2: Bu son fotografi ne yazsam diye dosyalari karistirirken buldum, bahcemizin mamulleri:) Cok sirinler:) Bahar gelse de tekrardan canlansa bahce ya, simdi soguktan butun bitkiler olmus durumda resmen...

Not 3: Bu arada extremetrack'te ne var ne yok diye bakarken hayatimin en komik google aramalarindan birini yakaladim:))) "finding nemonun cevaplari" nasil yani???!!??? :))))

Thursday, December 14, 2006

Kim bu kim:)

Daha dun oldu:) Sicak sicak fotolari paylasmak istedim:)
Bana boyle bir imkani sagladiklari icin aileme ve manevi destekleri icin tum kuzulara sonsuz tesekkurler:) Kocaman seviyorum hepsini :))



PS: Herkesler yilbasi/noel kaciyor bir yerlere, benim biraz yalniz donemlerim yaklasiyor, artik yorumlara cevap vermek de yeni tarifler kesfetmek de o zamana kaldi:) azicik sabir istiyorum:)

Monday, November 27, 2006

Konditor & Cook : Cok iddiali, cooook :)

Foodies in London bu ara sagliksiz yiyeceklerden gidiyor farkindayiz:) Brokoli corbasiyla guzel bir acilis yapmisti soguk sezona ama sonrasinda kendimizi cikolata vb tatli krizi esiginde bulunca "azi karar fazlasi zarar" temali tatli postlarimiza devam ediyoruz:))

Iddia ediyorum: Londra'nin en bir guzel pastanesini kesfettim! Bir yili askin suredir buradayim, bu kadar uzun sure gecmisken, bende boyle bir hamur isi aski varken, ustune ustluk pastane borough market'in gobegindeyken ve ben oraya her hafta mutemadiyen gidip tikinmaktayken bu kesif niye bu kadar gecikti hicbir fikrim yok:) Nitekim gec oldu ama temiz oldu:)

Konditor & Cook Londra'nin 4 degisik yerinde bulunan ufacik tefecik bir pastane zinciri. Biz Borough Market'in oradakine dadandik ama digerlerinin de bu London Bridge civarinda olanki kadar iyi olduguna eminim!

Soguk bir cumartesi gunu klasik Borough turlarindan biri sonrasi kahve alacak yer ariyorduk, Monmouth'taki ucsuz bucaksiz siradan gozumuz korkunca bu kucuk pastaneyi kesfediverdik:) Iceride Borough'nun unlu Brownie'lerinden tutun da degisik turde cheesecake'lere kadar bilimum tatli var.

Benim favorim: Whiskey Orange Bombe! Iddia ediyorum annekusumun pastalarindan sonraki dunyanin en bir guzel pastasi bu! Boyle bir sey olamaz, olamazzzzz :) Yukarida resimlerini gordugunuz kadife gorunumlu yumus seydir kendisi:) Icte en hafifinden kakaolu ve vanilyali kek ve cok hafif bir kakaolu krema ki aralara portakal esansi katilmis, ustte viskiyle tatlandirilmis badem sekerli garip hamurumsu ve en ustte de bol bol saf kakao. Ickinin hafif acimsi tadi, ustune portakalin keskinligi ve kakaoyla birlesimi!

Cok iddiali bir post oldu ama aklim fikrim bunda :) Listeler kabariyor sayin foodieler:)

www.konditorandcook.com

Herkese pek cok mutlu leziz haftalar :)

Tuesday, November 14, 2006

Hotel Chocolat :)

Yummmm :) Simdiden agizlar sulanmaya baslamis olmali fotograflardan, hatta "cikolata" kelimesinin gecmesi bile yeter kimileri icin biliyorum:)

Acikcasi oyle surekli cikolata arayan bir insan degilim (malum zamanlar haric), hani derseniz Milka yogurtlu cilekli ya da GuyLian Praline tabi ki de akan sular durur. Ama bunlarin haricinde pek bir "olsa da yesek" dedigim olmuyor genelde, tabi kahve zamanlari haric:)

Kahve hayatimin vazgecilmez parcalarindan biri artik, kotu ama gercek. Sag olsun Met zamaninda ayni odada kalirken sekersiz koyu kivamli kahvelerine beni de alistirdi ve simdi artik zevk oldu ikimiz icin de:) Hele kis gunu sogukta kucuk bir cafe'de umut ve hayal dolu konusmalar esliginde icilen kahvenin tadina doyum olmuyor dogrusu :) Aklima gelmisken bu tarz aktiviteler icin Londra'da favori mekan Monmouth Coffee dukkanlari! Borough markettan biliyorduk kendilerini ama son olarak Covent Garden'daki subesini kesfettikten sonra askimizi percinlestirdik:) Kucucuk bir kahve dukkani, tahta oturaklar, mis gibi kahve kokusu esliginde enfes kahveler ve kucuk yogun cikolata toplari, unlu trufflelar! Kesinlikle gidilmesi gereken yerlerden biri Londra'da, listelere eklensin hemencecik:) (Bu arada uyarmakta fayda var haftasonlari cok kalabalik oluyor, haftaici yer bulmak daha kolay)

Annekusumla kesfettigimiz muhtesem cikolata dukkanindan bahsedicektim, nerelere geldim:) Neyse arada faydali bilgiler aktardim, asil konuma geri doneyim. Ister bizim gibi kahve duskunu olun, isterseniz cikolata basli basina sizin icin bir hayat nesesi olsun, ya da hadi diyelim ki aslinda hic sevmezsiniz ama yeni lezzetlere acik olun; ne olursa olsun Londra'ya gelince Hotel Chocolatya bir ugrayin.

Dunyanin bilimum yerinden gelen kakao taneleriyle yapilmis cikolata cesitlerini inceleyin, bilimum sekilli cikolatalar arasinda basiniz donsun, sicak cikolata cesitlerini gorup "bunun bu kadar cesidi var miydi yahu" diyin:) Mutlu olun cikin dukkandan:)

Annem burdayken Holland Park'i gezmeye gittigimizde Kensington'da kesfettik kendisini, hayran kaldik, dukkani toparlayip gelicektik zor tuttuk kendimizi:)

Tavsiye efen'm tavsiyeee:)

Mutlu haftalar:)

Sunday, November 05, 2006

Delirmis Ingilizler ve de Alakasizca Cin Meyveleri

Pek sevgili Foodieler,

Bu aksam size kivircigin son yaptigi Cin gezisinin eseri bilimum garip cin meyvesini anlatan bir post yazmayi planliyordum ama nitekim kac saattir normalde cok kisa surede bitirebilecegim isleri bitirememekle mesgulum.

Peki neden?

Cunku (terbiyemi de bozmak istemem ama yani baska nasil tabir edilir bilemiyorum) deli sey etmis gibi iki gecedir durmaksizin havai fisek atan ingilizlerden dolayi >:(

Simdi bir sehir dusunun siz gunlerdir super bir havaya sahip, gunesli-kuru-soguk (muhtesem kis uclusu), kisi icinizde hissetmenizi saglayan ve de enerji verici bir yer olsun (inanmayanlari bekleriz efenim:) )

sonra ama su ayrintilari ekleyip bir daha dusunun: normalde komur kokusu vb is gibi seylere maruz kalmayacaginiz bu sehir iki gundur geceleri bir is bulutu altinda olsun. neymis bir kac deli taa bilmem ne zamaninda parlamentoyu patlatmaya calismis da patlatamamis da bunu kutlayacaklarmis boyle her yil havai fiseklerle

Hani boyle buyuk havai fisekler guzel olur cidden, bakarsin karanlik gecede bir anda kocaman bir yildiz yagmuru gibi gozukur. ama ufurukten teyyare bidik havai fiseklerle her onune gelen ingilizin bahcesinden havai fisek atmaktan ne zevk aldigini daha cozebilmis degilim.

Ayrica da kardesim karar verin mesela saat 20:00 de yarim saat atcaz diyin di mi, eyvallah tamam hani de boyle 3-4 saat boyunca da patlama olmaz ki ama yaa

Isyanlardayim valla konsantre olup alakasiz cin meyveleri postumu yazamiyorum, oteki islerimi yavas yavas halletmeye calisiyorum >:(

Yarina devam edicem...bu gece icin ozur...

Not: Cok bir acilarin cocugu oldu ama gecelerdir gurultuden ve is kokusundan fenalik geciriyoruz gercekten. Somebody please save us!

Monday, October 16, 2006

"Ye 15: Bayram tatlilari" Cok laf, hic icraat !

Pek sevgili Foodie.ler,

Farkindasiniz yazamiyorum, bunu zorlamanin manasi yok simdi. Yazmak istiyorum ama o kadar cok is var ki o kosusturma ve stresin icinde bir turlu oturup duzgun bir yazi yazamiyorum. Yazi yazmayi biraktim zaten yemek de pisiremiyorum, bu ara hazir yiyeceklerden gidiyoruz ya da bildigimiz tariflerden. Bu yonden azicik daha sabirli olmanizi diliyorum, hayatim duzene girer girmez bu blog da eski duzenine kavusacak. Bu yuzden hepiniz bayramin ilk gunu iyi dileklere "Burcukun hayatinda bir seyler belirginlessin" tadinda ufacik bir cumle de ekleyebilirsiniz mesela, nasil cozum ama :)) ahah:))) yok ben elimden geleni yapiyorum zaten de hani n'olur n'olmaz tedbirimizi alalim diye dedim ben:)))

Iki seferdir mutlu mesut "ye" etkinlikleri icinde yer alip muhtesem tariflerin arasina ufurukten teyyare minik ilginc tarifler sıkıstırıyorduk, nitekim bu sefer katilamayacagiz. Zira eve giren tek tatli cesidi bilimum Green Black cikolatalar :)

Aman neyse, icraat yoksa, fikir var, di mi ama? :)

Efen'm bence Ramazan bayrami gibi ordan oraya gunde bilmem kac ev gezilen aktivitelerde boyle suruplu tatlilardan kacinilmali. Zira zaten donen muhabbet giden her bireye sirayla "nasilsiniz" sorusu ve cevabi seklinde donup, cok az yerde eglenceli oluyor, bir de ustune agir tatlilarla insanlarin icini baymamak lazim. Sekerpare'nin kalbimizdeki yeri ayri ama yine de bu kadar cok tatli yenilen gunlerde sagliksiz kaciyor ne yazik ki :/

En guzeli ya meyvali tatlilar ya da sutlu tatlilar. Belki sutlu tatlilari ikram etmesi zor olur diye dusunursunuz hani buzdolabina nasil sıkıstirican ki o kadar kaseyi simdi, o zaman ya etimekli/kedidilli pastalar gibi tabakta servis edilen tatlilardan yana tercihinizi kullanin ya da meyveli tatlilar bolumune alalim sizi...Meyveli derken aklima ilk gelen Kabak Tatlisi oluyor, annekusum bildigim kadariyla soyle yapar, babakusa kabaklar kestirilip guzelce yikanir, bir tencereye koyulup ustune seker koyulur pisirilir. Ardindan da firinlanir ve de ustune findik/ceviz ekilip servis edilir. Ozellikle Adapazarı-Duzce tarafinin kestane kabaklari super olur:) Ayrintili bir bilgim yok malesef, Kalamaki hanimi yorumlarda ayrintili tarif vermeye davet ediyoruz :)))

Bunun yanisira bloglarda bir suru kayisi vb. ile yapilan hafif meyveli tatlilar var. Kucuk kadehlere yapilan meyve salatalarinin ustune koyulacak hafif bir krema/muhallebi/jole bile isinizi gorebilir.

Tabi derseniz ki "illa ki serbetli tatlilar yiyecegiz biz gelenek", o zaman ya sekerpare tavsiye ediyorum ya da ici kaymakli burma kadayif:)))

Bilimum blogdan alinan tarifler icin ev sahibi Hane Icreye konuk olabilirsiniz:)

Bu seferlik boyle "sifir icraat, bol laf" bir etkinlik katilimi oldu, kusurumuza bakilmasin :/ Bir dahakine umarim aktif bir sekilde katilacagiz.

Simdiden herkese bol tatli-sohbetli eski bayramlari aratmayacak bir bayram diliyorum:) Sabah uyanip aile kahvaltisi sirasinda bizim gibi muzik dinleyenlerdenseniz de bayram sabahina tatli sarki olarak sunu oneriyorum: Cousteau -The Last Good Day of the Year

Wednesday, October 11, 2006

Burcuk'un mutfak hayatinda bir ilk: Ev yapimi Brokoli Corbasi :)

Efen'm malumunuz havalar sogumaya basladi, yagmurlar deseniz aldi basini gidiyor...Sabahtan yogun bir sekilde yagan yagmur sonrasinda sonbaharin geldigine iyice kanaat getirmis durumdayim:) Hos hala cok soguk yok ama yine de bazi bazi insanin cani corba cekmekte. Tabi bunye alismis yillardir kendi basina oldugunda hazir ezogelin corba yapmaya, burdaki hazir corbalar ayni tatmini yaratmadiginda kendi basina corba yapmaktan bi'haber durumda.

O zaman n'apilir? Once Hanifenin tarifleri gelir akla, bicirik Ege icin elbet bir corba yapilmistir hali hazirda diye dusunulur:) Soyle bir yapilis sekline goz gezdirilip dusunulmeye baslanir:) Sonra akla gecen gunlerden birinde Ev Cininde gorulen brokoli corbasi gelir, bir de ona goz gezdirilir.Hmmm yapilis sekli ayni gibi, is basina koyulma vakti gelmistir demek ki:)

Simdi olayin asli suymus sevgili foodie.ler: Elektronik aletler bizim her seyimizmis:) Aslinda o kadar da zor degilmis, koymak istediginiz sebzeleri koyuyorsunuz bir tencereye, azicik kavuruyorsunuz, sonra ustune su koyup pisiriyorsunuz. Sonrasinda blender yardimiyla bzzttt bzzttt eziyorsunuz. Gercekten de kolaymis:)
Tarif Ev Cinindeki Brokoli Corbasi tarifinin aynisi neredeyse. Bir kac fark soyle:

* Ilk basta soganin yaninda 2 dis sarimsak da kavurdum.
* Tavuk suyu yapmaya usendigim icin tavuk bulyon kullandim (Evet, yeni nesil tembel bir kuzuyum, ne olmus yani? :))
* Brokoli ve patatese ek olarak uc tane de kucuk havuc koydum.
* Dereotunu taze degil toz halinde koydum.
* Bir de kuru dereotu haricinde ortaya karisik soyle baharatlar ekledim suyla kaynama sirasinda (sanirim bir degisiklik de bu, Ev Cini kaynadiktan sonra blenderla ezme sirasinda eklemis baharatlari ben oncesinde ekledim): Toz kisnis, nane, aci biber, deniz tuzu, karabiber. Aslinda muskatin yerini bulabilseydim onu da ekleyecektim ama bulamadim :/ Bir dahaki sefere artik:) sizin aklinizda olsun muskat, cok yakisiyor corbalara.

Sonra da kivircik isten gelene kadar mutemadiyen tencereye bakip kendi kendime "vay anasini sayin seyirciler" dedim:) Gurur duydum kendimle:) Annekusum babakusum gorseler gozleri dolardi kesin:)))

Tadi baya guzel olmus, hem de icinde cok az zeytinyagi bolca da sebze oldugundan oldukca da saglikli sanirim. Siz de deneyin kesin:)

Afiyet olsun simdiden!

Monday, October 09, 2006

Gullac

Ici bol bademli,
ustu de bol narli olsun...

Bir de Londra'da olsun mumkunse :)

Cok canim cekti, bu taraflarda iyi gullac yapan bir yer bilen varsa bir yaziverse ne guzel olur ama:)

Herkese guzel haftalar:)

Friday, October 06, 2006

Ispanaklı Ekmekler vs vs vs :)

Gordugunuz uzere yazdigim gibi cok duzenli bir insan olup 2 gunde bir yeni bir seyler yaziyorum bloga:) bu duzenle nereye kadar artik bilemiyorum:)))

Saka bir yana, baya yogun bir hafta gecirdim. Sali gunu Toni&Guy Academy'e gittik Despina, Met ve ben, saclarimizi kestirdik. Gordugunuz uzere tam bir kus oldum dondum:) Ya ilk basta aslinda cok kesmemisler gibi gelmisti ama sonradan fotolara bakinca ne kadar kestiklerini farkettim, bir yandan iyi oldu kiriklar vs. de yine de insanin ici gidiyor:)

Bu arada bu Toni&Guy Academy super bir yer, Londra'da 5 pound'a bu kadar tarz sac kesen bir yer daha yok. Burda kuafor ucreti sacinizi kesen insanin profosyonelligine gore degisiyor, en acemi olan 30 pound.a kesiyor, sonra artiyor bu fiyat 100-200 vb ucuk sayilara cikan yerleri bile duydum. Boyle bir durum olunca tabi ya boyle akademileri tercih ediyor cogunluk ya da kirk yilda bir sac kestirmeyi:)

Toni&Guy Academy Toni&Guy kuafor salonlari icin insan yetistiren yer. Sacinizi ogrenciler kesiyor ama hocalar surekli baslarinda ve her asamayi dikkatle takip ettikleri icin risk baya az. Bu arada cok bilimsel yaklasiyorlar olaya, gecen sefer gittigimde "surda makasi 19 derece aciyla tutacagim, surdaysa 45" tadinda muhabbetler gecti ogrenciyle hocasi arasinda "ilginc valla" dedim "nolorrr kardesim" :)

Neyse, uzun lafin kisasi cok guzel kesiyorlar, yalniz biraz uzun zaman aliyor, 3-3.5 saat kadar. Bir de onceki haftadan randevu almaniz gerekiyor, numarasi: 00 44 20 78 36 06 06 burda boyama yapmiyorlar, sadece kesim...Bir de son olarak erkeklere de acik oldugunu belirtmekte fayda var:)

Bir de bunlarin sac urunleri var Label-M markasinda, cok guzeller. Ozellikle Leave-in Conditioner benim gibi saclari cabuk kirilanlar icin oneri. Banyodan ciktiktan sonra azicik suruyorsunuz yumusacik yapiyor sacinizi, hem de kirilmalari onluyor. Bir de cok guzel kokuyor:)

Koku demisken Body Shop'un White Musk'tan sonra yeni bir muptela serisi cikti, Neroli Jasmin adi. Parfumu, losyonu, jeli her bir seyi cikmis. Annekusum burdayken beraber bakmistik deneme urunune (o sirada daha seri cikmamisti) bayilmistik kokuya, bugun bir baktim seri cikmis, hemen kaptim bir tane kucuk eau de toilette. Herkeslere tavsiye:)

Tabi durduk yere yapmadim bu alisverisi:) Londra'da kazandigim ilk parayi harcadim azicik, mutluyum gururluyum:) Yok tahmin ettiginiz gibi kalici bir ise baslamadim henuz ama donemsel bir proje vardi bir ekonomi danismanlik sirketinin yuruttugu, onlara Turkiye'yle baglantilarinda yardimci oldum. Bu arada Turkiye'den degisik insanlarla bir suru telefon gorusmesi yapma sansim oldu, her seferinde kocaman gulucukler yerlesti suratima:) Ozellikle "Burcu yavrum Londra'da havalar nasil" diye soran sevgili Leyla Hanim'a yagmurlu firtinali bir gunde bana mutluluk verdigi icin tesekkur ediyorum:)

Bunun disinda degisen hicbir seycik yok, bati cephesi bu vaziyette sevgili Foodie okuyuculari:)

Bu arada uzun zamandir ispanakli tarif verememistim, ozlemissinizdir dedim. Aksam ne yiyecegime karar veremeyince bir seyler uydurmaya karar verdim ve eldeki malzemelerden ispanakli ekmek cikti ortaya:) Guzel olunca paylasayim istedim.

Kepekli bir dilim ekmegin uzerine azicik margarin suruyorsunuz. Ben Flora kullandim, su kalbe faydali oldugu iddia edilenden. Ne kadar dogru bilemiyorum tabi:)

Neyse, zaten azicik suruyorsunuz. Sonra ustune azicik tuz, karabiber ve nane. Bunun ustune dogradiginiz ispanaklar ve en uste de yarim yagli kasar.

Fırına veriyorsunuz bir 5 dk.cik 200 derecede, sonrasinda afiyetle goturuyorsunuz. Gayet hafif ve leziz oldu, ozellikle nane cok guzel koku vermis. Pek de kolay:) Deneyiniz...

Herkese guzel haftasonlari ve haftalar diliyorum, ne zaman yazarim bir daha bilemiyorum...Gorucez:)

Sunday, October 01, 2006

Finlandiyadan Ilham geyigi & Kanada'dan Jacob :)

Uzun aramalar sonucu ilham perisinin sicak diyarlara goc ettigini duydum, pek yagmur falan sevmiyormus soylenilenlere gore...Hele ki boyle bardaktan bosanircasina yagan yagmurlara hic tahammulu yokmus, hazir noel ve yilbasi da yaklasmisken [simdi bazilariniz "burcuk abarttin daha kac ay var" der belki ama hazirliklar basladi burda:) ] isini kuzey bolgelerinden ren geyiklerine teslim etmis.

Bu guler yuzlu yumusak kulakli ren geyigi evimize evelsi gun sevgili Despina tarafindan getirildi, kendisinin ilham verme ozelliginin yanisira bir diger guzel yani da ayaklariyla masaj yapmaktaki ustaligi:) Taa oralardan duymus ki cok stresliyim, demis "bir kosu yetiseyim yardimina":)

"Geyik" bir yana:) cidden bu aralar cok stresliyim, basvurular, vize isleri vb nedenlerden dolayi...Ama sonucta hayat her zaman gulluk gulistanlik degil tabi ki de olacak boyle sorunlar. O yuzden azimle ugrasip gecmesini bekliyorum, sonucta zaten acilarin cocugu bir durum yok hani, sadece yogun bir donem o kadar:)
Bu arada blogla da cok ilgilenemedim ama ekim ayi itibariyle super duzenli bir insan olup en gec iki gunde bir bloga bir seyler karalamaya karar verdim. Ilk adimi da hemen bugun attim, Jacobish de bahane oldu:)

Fistik Jacob bizim ust kattaki Kanadali komsularimizin 5 aylik minikleri. Ilk dogdugunda pek bir minicikti, sevmeye korkuyorduk acikcasi, her an bir yerleri aciyacakmis gibi geliyordu. Sonra buyudu tabi kocaman oldu:) Arada Turkiye'ye bile geldi:) Biz de artik rahat rahat sevebiliyoruz. Bidik, pek sevimli bir sey:) Gulmeye de baslayinca iyice bir dayanilmaz oldu:)

Kendisiyle ilgili haberlere blogundan ulasabilirsiniz, Jacob's Junction'dan sizlere nanik nanik yapabilir her an :)))



Sabah sabah ziyaret etti, mutlu olduk biz de:) Pazar gunleri boyle minik seyler insanin yuzune kocaman gulucuk kondurabiliyor:) Ozellikle de hava deli gibi soguk ve de yagmur gokyuzu delinmis gibi yagiyorsa :/ Sonbahar havalari iyice basladi artik, botlari, sapkalari cikardik...Her ne kadar sicak hava duskunu bir insan olsam da ayni zamanda sapka manyakligim da ust boyutta oldugu icin tabi bu durumdan hayli memnunum aslinda:)))

Bugunun eger bahsedilen Nuh tufaniyla alakasi yoksa pek yakinda gorusuruzzz :)