Tuesday, May 30, 2006

Cekirdekli tavuk:)

Uuuuuuuuu yetenek konusuyor sayin blog takipcileriiii:)))) Hani kendim yaptim diye demiyorum ama her seferinde "yahu ben nasil bir yetenegim de harcaniyorum ekonomi kitaplari arasinda" diye soylenmiyor degilim ehehe:)))

Ne zamandir yazamiyorum farkettiginiz uzere:) zira pek cok yogunum sinav donemim oldugundan...ama bu yemegi yeni yapmisken hemencecik yazayim istedim:)

Simdi butun gun kutuphanede oturup, otobusle gelip giderken ve de sandviclerle beslenirken bir kendime geldim ki "little library bird" artik degismeye baslamis, "little library chicken" yolunda emin adimlarla ilerlemekte, hem de oyle ciliz tavuklardan da degil yani dombik tavuklardan:))

Saka bir yana, kilo almadim henuz ama baktim cok sagliksiz gidiyor bu yasam, hayatimi duzene sokmaya karar verdim, artik aksam yemeklerimi odamda saglikli bir sekilde yiyorum. Dun ilk yemegimi corbayla yaptim, o da cok komikti, knorr.un hazir corbalarindan aldim, sebze corbasi, kasesi 41 kalori yaziyor "aaa" dedim "muhtesem! tam benlik":) zira yaptiktan sonra anladim neden 41 cal oldugunu, nitekim corba corba degil, su icine atilmis sebze parcalari, yalan yok, cidden oyleydi!

Ben de bu aksam kendime soyle guzel bir yemek yapmaya karar verdim. Tavuk almistim marketten, ne yakisir buna diye dusunurken pek tabi olarak cekirdeklerimi kullanmayi ihmal etmedim:) Cekirdekli tavuk cikti ortaya:) Malzeme listemiz cok basit:

Tavuk fileto
Kabak cekirdegi ici
Zeytinyagi
Nane
Feslegen
Sarimsak
Azicik tuz

Oncelikle zeytinyaginda sarimsak ve cekirdek iclerini pisiriyoruz, dikkat edin pisiriyoruz dedim kavuruyoruz demedim, zira yuksek ateste kavrulursa hemen yaniveriyolar o yuzden en iyisi agir ateste pisirmek, icine kuru feslegen, nane ve tuzu atiyoruz. Bu karisimin uzerine tavuk filetolarini yerlestiriyoruz, altlari beyazlasinca oteki taraflarini ceviriyoruz. Kisik ateste oldugundan yavas yavas pisiyolar. Bu arada cekirdek ve sarmisakli karisim da uzerlerine yapisiyor. Offf offf superrr:)) Cok saglikli ve de leziz bir yemek:)

Yanina bir de pilav yaptim, onun tarifini vermiyorum dogal olaraktan:) Sadece kavurarak yaptigimi soyleyeyim, bir de ilk basta zeytinyagina kirmizi biber ve nane koydum, o yuzden boyle renkli oldu.

Bir de son olarak diet kolanin cesitlerinden bahsedip bu post.a bir son vereyim:)

Pepsi Turkiye'ye twist.i getirmisken ve de bu kadar tutmusken (hos market satis degerlerini bilmiyorum ama gorundugu kadariyla gayet basariliydi), Coca Cola neden hala bu diet coke cesitlerini Turkiye'de satisa sunmuyor cok merak ediyorum dogrusu. Ben limonlusunun hastasiydim zaten, sonra lime.lisi cikti, o da baya guzel. Ustune bugun markette visnelisini gordum, bakalim onu daha deneyecegim bilemiyorum:) Umarim yakinda Turkiye'de de piyasaya sunarlar:)
Gorusuruzzzz:)

Thursday, May 25, 2006

Wassap B?

Wassap, B?

Nothing!

Now: rain, cold, bad food, library, fourth floor, ear plugs, ECB, EMU, EDP, innovation, Kenen, Loedel, theories, complaints, losers, winners, money money money makes them funny, 3%, 60%, sanctions, Germany, France, Delor, coffee, muffin, bakery boys, blueberry, banana and nuts, rockafeta sandwich, pasta (of course!), Brunch Bowl, Garrick, bed, bedhead (really? or badhead? :)), telephone, utilities, flat, watch, alarm : and I woke up!

Soon: hmmmmm yumm yummm delicisious food, perfect recipes, sunshineeeee, happiness, sea, beaches, love, home home sweet home, graduations, nightlife, taksim, besiktas, simit, feta, kasar, fruits, markets, fresh jams, shopping, festivals, concerts, sunshine, sunshine, sunshineee.....

Now: Turn back to your 4th floor, B!

Pek yakinda:)))

www.davidandgoliathtees.com

Sunday, May 21, 2006

MREC: Movement for the Relocation of England to the Caribbean

For the ones complaining about 15 C at the end of May (me? noooo, of course not!), it's time to take initiative!!!! (Copy paste from Facebook)

Remember the time you had to walk to school in the rain? That time when the sun didn't come out all day? When the only people you saw were pasty white?

Yea we know. Shit is everyday.If you've ever lived in a proper country where sunlight reaches the earth then you know England could use some sorting out.

Luckily not all is lost. We're on an island! All we need to do is strap on some rocket boosters to Scotland and the North of England and we're ready to sail!

(Isyanlardayim! Mayis sonunda atki takmamali insan! Ve de "aman da sicaklar geliyormus onleminizi alin" tadinda haberler okumamali memleketiyle ilgili! Markette kiraz da gormemeli kayisi da!!! Ayip!!! Evet, karayiplere tasiyoruz adayi, var mi bir diyecegi olan? Peh)

Saturday, May 20, 2006

Ne agzimin tadi var, ne canda huzur...

Basliga bakip aldanmacalara yer vermemek icin soylemem lazim oncelikle agzimin tadi yok evet ama gayet huzurluyum:) yani ciddi bir durum yok ortada...

Bu agzimin tadi olmamasi durumu farkettim ki benim Turkiyeye gitme ihtimalim ciktiginda ortaya cikiyor. Ne zaman biletimi alip gitmem kesinlesse yedigim hicbir seyden zevk alamiyorum, aklim fikrim anne sultanimin marifet sovu yemeklerinde:))) Uyudum uyandim bu yogurtlu ispanak salatasindan yapayim dedim hem saglikli olur aksam icin hafif hafif, once zeytinyaginda sarimsaklarim yandi azicik, sonra da...sonra da noldu iste anlamadim ama hic zevk alamadim yedigim kocaman tabak ispanaktan ki burda en sevdigim seylerden biri.

Hadi bari ustune meyve yiyeyim dedim de bu minicik muzlar da insanin asabini bozuyor gercekten. Gecende kahve aliyordum okul kantininde yanimda da kucuk torbamda bu minik muzlardan vardi tabi kahve yanina, kadin da boyle hayretler icinde kaldi bu kadar minigini hic gormemistim diye, ne yalan soyliyim ben de...bunlari bizim yerli muzlar gibi kucuk olur leziz olur diye aldim ama hem bizim yerlilerden kucuk hem de tatsiz...parmak kadar muz mu olur guzel kardesim? (ki benim elim kucuktur yani) buyuklerinden alin demeyin onlarda da tat yok...artik hicbir sey de tat yok...tat turkiye semalarinda beni bekliyor:)))

ya boyle iste derdim buyuk...sabah da Borough market'da kocaman patlicanlar gordum zaten aklim basimdan gitti. Boyle ayni bizim patlicanlar gibilerdi, kocaman, isil isil, soyle bir 3-4 dk izledim onlari, aklimda patlican kizartmalar mi ararsiniz, imam bayildi'lar mi...ya da tabi ki favori yemegim: (annecigim hemen bilmistir) patlican kavurmasi. ayyyy evet:)))

neyse saka bir yana, baslik sadece sarki sozu, oyle tatsizligi dusunurken aklima geldi...onun disinda bir sorun yok, gunler ayni: stresli, yogun, merakli

Sunday, May 14, 2006

Anne anneeee annecigimmmmmmm:))

Annelerin bir tanecigi, en bir tatlisi, en bir guzeli:)

Anneler gunun kutlu olsun kuzusum :) Fiziki olarak yaninda olamasak da biliyorsun ki aklimiz hep sen de ve de seni her seylerden daha cok seviyoruz! Allahtan babacigim yaninda da gozumuz arkada kalmiyor...

İkinizi de kocamannnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnnn opuyoruzzzzzzzzz:)))

Kuslarin
B&B

Saturday, May 13, 2006

A little library bird

Selamlar,

Hala icimde kalan pitircik yemek tarifleri ve mekan onerilerini yazamiyorum, canimiz sag olsun, azicik alakasiz bir seyler yazayim dedim. Arada gecen zamanda degisen bir sey yok, gunler kutuphanenin dorduncu katinda geciyor, kulak tipaclarim ve ben seklinde takiliyoruz :) calisacak cok konu var ve de yetistirmek icin durmadan calismam lazim, ee madem lazim ben de yapiyorum iste...Neyse ki fena gitmiyor...

Arada Jacob'in Baby Shower Party'sine gittik, fotograflar pek yakinda burda! Pek bir minik bir sey valla insan tutmaya korkuyor:) ... sonra ben tezimin konusuyla ugrastim bir suru ... sonra kivircikla ilgili cok guzel bir haber aldik, her gecen gun daha da asiyor kendisini:) ben de azcik cekseydim ona fena olmazdi tabi:) ... sonra sonraaa havalar cok guzel bu ara, hatta bugun yaz gibiydi, herkes yaz modunda, flip flop terlikler mi ararsiniz, sortlar dekolteler mi ararsiniz, hayir benim anlamadigim hiper-mini etek ve yuksek topuklarla kutuphanede ne yapildigi? madem o kadar suslendin bosa gitmesin, git gez guzel kardesim, di mi ama? :) neyse canim banane, isteyen istedigini giysin ... giyim demisken bugun adidasin yeni modellerini gordum bir dukkanda, kermitli model yapmislar ya inanamiyorum hala, fistik yesili bir ayakkabi ve yan tarafinda kocaman kermit cok sahane:) bir de adicolor diye yeni bir model cikmis ayakkabiyla beraber ozel kalemleri de veriyolarmis istedigin renge boyuyormussun, ilginc...benim favorim hala gazelle.ler, ahh ahhh:) ... bir de Top Shop'ta bir gozluk vardi cok guzel boyle kocaman cerceveli ama guvenemiyorum boyle giyim magazalarindan alinan gunes gozluklerine, bir sure sonra bulanik gorme ihtimali cok yuksek ... sonra cok alakasiz bir sekilde muslum babadan bahsetmek istedim bir an, sezen aksuyla duet yapmislar, baya guzel olmus yani ilginctir, sezen'in bolumundeki esref abi'yi de andikca aklima kuzenim ve de esref abi muhabbeti geliyor, o anlar ne demek istedigimi:))) gulup duruyorum kendi kendime, ahhh esref abiiii :)

bir de asil guzel haber tabi temmuzda turkiyeye gelme planlari yapiyorum, bu da motivasyon oluyor, hem de en guzelinden:)

bilare bir uzun uzadiya yazmak niyetiyle diyelim bari...

Not 1: Siz de bu arada bazi kivircik sahislar bir kac tarif girse guzel olurdu diye dusunmediniz mi? ben dusundum valla, yalan yok .)

Not 2: Resimde genel deyimle "alakaya maydanoz", parlamento binalarinin bahcesinden cekilmisti kendisi...

Wednesday, May 03, 2006

Ascilik Okulu:)


Bu karikaturler Selcuk Erdem tarafindan cizilmis, sanirim Luna'nin reklamlari icin ehehe:)) Bir ara da bunlarin Sutas versiyonlari vardi maillerde dolasan...bunlar da yine mail yoluyla geldi ama bir suredir unutup duruyordum koymayi...

Aklima eski gunler geldi:) Anne kusumun ogrencilerine not verecegi gunleri takip edip okul cikisi direkt damliyordum sinifa guzelim yiyeceklerden tatmak icin:))) Cok eglenceli oluyordu ehehe:)) Tabi pek bir vucuda yararli bir eglence degil ama olsun, hep derim bugunlere kolay gelmedim ben diye:)))

Opuyorum anne sultan :)

Monday, May 01, 2006

Deniz urunlerine devam: Somon yummmmm:))

Saglikli hayata donus yaptigimi soylemis miydim? Soyleyeyim o zaman: Evet, brokoli vb butun sebzelerime donus yaptim. Yurdun hemen yanindaki pizzaciya bir el salladiktan sonra marketin yolunu tuttum ve de ne kadar bol vitaminli yiyecek varsa aldim dondum:) Tekrardan forma girmek icin birebir donem!

Bu deniz urunleri taze satildigi icin bekletmeden kullanmak gerekiyor. Dun midyeyi yapmistim, bugun de sira somona geldi.

Karadenizli bir insan olarak balik hayatimin vazgecilmez parcasi. Buralarin en unlu yemegi fish&chips olsa da bu yemekte yediginiz saman gibi baliktan mutlu olmak imkansiz. Evde kolayca pisirebileceginiz ve tum marketlerde bulabileceginiz yegane balik da somon. Neden Turkiye'de hala kesfedilemedi bilmiyorum ama bence cok leziz bir balik, ustelik cok kolay pisiyor ve cogu markette fileto olarak satildigindan kilciksiz falan pek kolaycacik yeniliyor.

Aslinda favori pisiris bicimim buharda...Yikadiginiz filetonuzu buhar makinesine koyuyorsunuz ve 10 dk.da muhtesem baliginiz hazir oluyor. Ustune azicik zeytinyagi ve limon gezdiriyorsunuz, yummm yummmm goturuyorsunuz:)

Ama bugun aksam icinde kendime salata hazirlama girisimlerinde oldugumdan buhar makinesini sebzelere ayirdim ve kendisini teflonda pisirdim, o da gayet hafif ve de guzel oldu. Salata olarak daha onceden tarifini verdigim [kendi uydurma ismimle] Brokoliye en cok ne yakisir salatasi yaptim [12 Mart Pazar gunu yazdigim postta tarifi bulunabilir].

Somon filetosunu da zeytinyagi, limon, feslegen, nane, kuru dereotu, tuz ve kirmizi toz biberle soslayip yagsiz sekilde teflon tavaya attim. 4-5 dk.da hemencecik pisti, salatanin yanina da pek yakisti dogrusu:) Siz de bir alip deneyin bence .)

Sunday, April 30, 2006

Midye Sote :)

uuuhhmmm muhtesem bir tarifle geri donuyorum "sevgili blog okuyucularim" ehehe:))) Cok bir komigime gidiyor bazi bloglarda yaziyorlar ya boyle "sevgili blog okuyucularim" diye :))) Guzin abla hepimizin icine islemis, bir kosemize sinmis kalmis sanirsam:))

Saka bir yana ben hala eskisi gibi dogru duzgun upuzun keyifli postlar yazacak rahatlikta degilim, onumuzdeki 2 ayda olabilecekmisim gibi durmuyor, hatta 4 ay mi deseydim, neyse yani eylule kadar diken ustundeyim, saglik olsun:)

Ama yani bugun bu midye soteyi yaptiktan sonra o kadar cok begendim ki dedim "eklemezsem olmaz":) Tarif cok basit, her zamanki usulde, simdi diyorsunuzdur kesin "kiza bak bir tarif ogrenmis sebzeye ete her bir seye ayni seyi uyguluyor" ki haklisiniz da tabi yani eminim bunun bir suru puf noktalari vardir benim bilmedigim ve de hali hazirda yapilanlari cok daha guzellestirecek. Nitekim bu puf noktalar aklimin bir kosesinde ikamet etmeye baslayincaya kadar (ki bu demek oluyor ki anne kusun yanina gidinceye kadar eheh:)) ) bu tarifler boyle olur gider, benden soylemesi:)

Uzun lafin kisasi ihtiyac listemiz soyle:

100 gr kadar midye, 1 havuc, 2 kucuk sogan, 2 dis sarimsak, 2 adet domates, zeytinyagi, tuz, karabiber, kuru feslegen, kuru nane, kirmizi toz biber

Azicik zeytinyagini kizdirdiktan sonra icine kucuk kucuk dogradigimiz sogan ve sarmisagi atiyoruz. Sonra icine dogranmis havucu ekliyoruz ve bunlarin ustune baharatlardan serpistiriyoruz. Dogranmis domatesleri de bunlarin ustune ekleyip bunlarin iyice birbiriyle butunlesmesini bekliyoruz. Bu asamada bu havuclarin falan guzel pismesi onemli cunku midyeler cabuk pistigi icin sonrasinda iyi pismeyebilir midyeyle beraber diye dusunursek. Neyse iste son olarak da iyice yikadigimiz midyelerimizi icine atiyoruz ve de bir guzel karistirip kendi haline birakiyoruz. Yaklasik bir 15-20 dk.da pisiyor ve de afiyetle yiyoruz.

Taze biberiniz varsa onu da katarsaniz guzel olacagindan eminim, zira burdakiler kart kart oldugu icin hic katma geregi duymadim ben.

Afiyet bal seker olsun efenim:)

Not 1: Bu ayiklanmis midyeleri ben marketten hazir aldim, turkiyede dondurulmus olarak satiliyor olabilir, ya da balikcilarda olabilir, ya da tabi ki ilk akla gelmesi gereken yer denizde vardir di mi ama:) dalin cikartin:))) dikkat edin tabi eller kesilmesin:) sonrasinda cikarttiginiz midyeleri buyuk bir kapta haslarsaniz bunlarin agizlari acilir siz de icini temizlersiniz ve de sotelik midyeniz hazir olur:) Hatta boyle yazin cikartip buzluga kucuk paketler halinda atarsaniz deep freeze olarak, sonradan kisin kullanabilirsiniz gonul rahatligiyla...

Aslinda midyenin en guzel hali midye koftesi bence, babam muhtesem yapar, mucver gibi yapiliyor ama garip bir tarifi var ben bilemiyorum, ogrenir ogrenmez onu da bir denerim:)

Not 2: Tarifle alakasiz ama burdan aramiza yeni katilan Jacob'a hosgeldin demek istiyorum:) Welcome to our weird world little Jake:)

Kendisinin iri iri gozleriyle bakan nasil muhtesem bir bebek oldugunu buraya tiklayarak ya da Sevdigimiz Siteler kisminda Jacob's Junction linkine tiklayarak gorebilirsiniz. Tam yemelik, hirt:)

Friday, April 28, 2006

Worst Music Video Ever :)

Biliyorum uzun zamandir yazamiyorum ve de bir sure daha da yazamayacagim, zira butun fotograflarim hazir ama oturup gonul rahatligiyla yazacak zaman yok.

Bu arada ama simdiye kadar gormus oldugum en komik videolardan birinin linkini gonderdi Finlandiya'li bir arkadasim, sizinle paylasmadan edemedim:)

http://video.google.com/videoplay?docid=-8610362188397291938

80'li yillarda Finlandiya'li iki sarkici tarafindan soylenen "I wanna love you tender" sarkisinin klibi...Sarki muhtesem, danslar daha muhtesem:)))

Yakin zamanda gorusmek uzereee :)

Wednesday, April 12, 2006

10 9 8 7 6 ... Geri sayim baslasin:)

Evetttttttt, geri sayim baslasin:) Met'im geliyor yarin, 3 aydir gorusmuyoruz, bir heyecan, bir sevinc eheh:))

Hayir, aslinda onu ozledigimden degil, annem bir surprizler yolluyormus, onlarin merakindan yani, yoksaaaa hic aramam, hic sormam, hic isim olmaz :) Ustelik upuzun kalicak, her gun bik bik basimda :) Olacak is degil sayin seyirciler!!!

Pisibukcum, dertlere burunmussun sekerim, ne is??? Anacigin benimle 10 gun, kiskanmaca yok valla, hep seninle mi olucak hih! [eheheh:)) cok da hain gulusler attim burda:))) ]

Metik, bekliyorum kuzummm:)

Monday, April 10, 2006

I Amsterdamaged

Gecen hafta ani bir sekilde Hollanda'ya gittim, Carsamba ve Persembe geceleri The Hague (onlarin deyimiyle Den Haag) sehrinde kaldim. Bu surede yapmam gereken islerden dolayi sehirde cok fotograf cekme sansim olmadi malesef.

Cuma gunu plaja gitmeyi planliyordum, Kuzey denizini yakindan gormek icin, ama ucagim erken bir saatte oldugu icin hepsi yetisemeyecek diye dusunup direkt Amsterdam'a geldim. Cok az zamanim vardi, o yuzden cok fazla yer goremedim. Elimde harita vb de yoktu, Central Station'dan ciktigim gibi gelismis [:)] yon duygum sayesinde ve tabi ki sokaktaki haritalarin da yardimiyla [:)] 3 saatlik bir yuruyus yaptim. Sanirsam sehrin ancak %5 ini falan gorebilmisimdir. Cok plansiz oldugundan cok bir bilgilendirici gezi olamadi ama olsun.


Sehir gercekten cok guzel, her tarafta kanallar, tekneler, laleler, bisikletler...Ve tabi ki mariuana, mantar vb uyusturucular ve bunlarla ilgili bir suru turistik t-shirt, mug vs. Sıcak bir havada tekrardan gidilip gorulmesi, bir kac gun yasanmasi gereken bir yer kesinlikle.

Bir de Amsterdam'dan Hague'a giderken yolda bir suru yel degirmenleri gordum, trenle geciyordum fotolarini cekemedim ama cok guzellerdi.

Evet, tekrar gitmeli....

Iste "I Amsterdam" :

Sehirdeki butun yollarda bisikletler icin ozel bolumler var, herkes de bundan yararlaniyor tabi ki. Ama bir tanecik dag bisikleti gormedim, hep bu eski tarz bisikletlerden. Benim de boyle bir acik mor bisikletim vardi, cok seviyordum, hep onu andim Amsterdam sokaklarinda:) Bir de Londra'dan sonra garip olan sey insanlarin bisikletlerini on tekerlekle ana govdeyi birbirine baglayan bir tanecik kilitle sokakta birakip gitmeleri...Garip cunku Londra'da olsa en az uc kilit olur bisikletin ustunde, yoksa boyle tek kilitle birakip gidersen dondugunde sadece ana govdeyle o on tekerlegi bulursun (onlari tabi baska bir demire bagladiysan, yoksa onlari da bulamazsin), diger butun parcalar (sele, zincir vb ne var ne yoksa) coktan calinmistir. Burda guvenlik o yonden daha iyi sanirim.







Doei doei!!!

Mantar

Farkettim ki yemek sitelerinde mantarli tarifler pek yayinlanmiyor. Oysa ki mantar cok da lezzetli bir seydir, vitamin mineral vb yonunu bilemeyecegim ama guzeldir bariz.

Mantarin en guzel kullanim sekli peynirli sarimsakli ic doldurulup firinlanmis hali oluyor bence. Bunun yanisira tabi ispanakli pizzalarin ustune de cok guzel oluyor, denemenizi tavsiye ederim.

Bir de bir yan yemek tarifi var, havuclu tavuklu bir yemegin yanina kremayla yapiliyor, ama onu bir baska posta birakalim.

Ben dun kavurmasini yaptim. Uzun uzadiya yazacak bir sey yok, dogranmis sogan ve sarimsak azcik tuzla zeytinyaginda kavurulur, icine havuclar ve dogranmis domatesler atilir (havuclari da kucuk !?! dograsaymisim hic fena olmazmis) Icıne de en son mantarlar atilir. Arada bir karistirilarak mantar suyunu cekene kadar pisirilir. Kendisi cok su biraktigi icin tekrardan icine su koymaya gerek yok, hatta koymayiniz ! :)

Dun aklima takildi, bu mantarlarin saplari yeniliyor mu? Ben emin olamadigimdan attim ama nedir ki acaba olay?

Saturday, April 08, 2006

Ispanak salatasi

"Ispanak dedigin salata olmali" diye baslamayacagim tabi ki de:) ehehe:))) Ispanak dedigin guzel bir kavurmada kullanilmali, zeytinyagli, havuclu ve pirincli. Arada normalde kapuska yemeyen yaramaz cocuklar icin tadi farkettirilmeden koyulan pirasa parcalari olmali, degil mi annecim? :) Evet, evet, ispanak dedigin kesinlikle guzel bir zeytinyagli yemek olmali.

Ama fekat soyle bir durum mevcut: Sen git marketten kocaman torba ispanak al, usenme, teker teker yika hepsini, sogandi havuctu dogra pisir, sonra n'olsun? Ancak bir kasecik yemek ciksin! Olur mu boyle sey? Yakisir mi tembel yurt insanina o kadar ugrasip aninda biten yemek:)

Bu nedenle ben de bugun bir degisiklik yapmaya karar verdim, dedim "ne gerek var kardesim pisirmeye, madem pisince minicik kaliyosun ben de seni cig yerim":) Ispanaklarin istedigim kadarini guzelce yikayip dogradim, uzerine suzme yogurt gezdirdim. Kucuk bir tavada zeytinyaginda incecik dogradigim sarmisaklarimi kavurdum, icine kirmizi biberi karistirip hemencecik aldim ocaktan ki yanmasin. Bu karisimi da yogurdun ustune doktum ve de en uste de nane ve de biraz tuz ekledim.

Nefis oldu desem? :) Kolay, pratik, leziz, saglikli; tembel gunlerde saglikli bir sey yemek icin birebir! Afiyet olsunnnnnnnnn:)

Mor, mor, morrrr

Milkshake dedigin mor olmali! Oyle cikolatali, muzlu, cilekli olmamali; Amerikan filmlerinden firlamis gibi gorunmemeli; yaraticilik icermeli, leziz olmali, saglikli olmali!!! Evet, evet, milkshake dedigin mor olmali!

Mutfaktaki karistirici bir elektronik aletin icine (ki biz yandaki resimde goruldugu gibi smoothie makinamizi kullandik) muzlar dogranmali, icine blueberry (Turkce karsiligi nedir tam bilmiyorum) ve de kirmizi orman meyveleri (atiyorum bogurtlen, frambuaz vs, donmus olarak bulunabilir marketlerde, tazesi cok pahali oluyor) koyulmali...Ustune sut eklenmeli...Bir guzel karistirilmali (sanki kendim karistiriyormusum gibi oldu bu soz:) ) !


Uzun renksiz camdan bir bardak secilmeli (ki rengi apacik ciksin ortaya) ...

Ustundeki kopukcuklerle eglenilmeli, lezzetin tadina varilmali, afiyetle goturulmeli:)

Oyle bran flakes modunda sıkıcı kahvaltilar yapilmamali, en azindan haftasonlarinda!!! (bir de kendim uygulayabilsem bu dediklerimi:) )


Monday, April 03, 2006

Ev yapimi Sushi :)

Evet evet, yanlis okumadiniz basligi, isbu postta ev yapimi sushi tarif edecegim:) Boyle hizmet gorulmedi valla:) ehehe:)) Londra'da sushi yapim kurslari var, yarim gunlugu 50 pound falan, bakiniz burda bedavadan tarif veriyorum, degerim bilinsin:)))

Saka bir yana olay su: Bir yan blokta kalan Kanada'li bir arkadasim "yarin aksam Sushi yapicam Burcu gelmek ister misin" dedi, "sorulur mu" dedim aaa "ayip":) Universitedeyken (yani lisansta) Japon bir arkadasi varmis, ona dert yaniyormus bu etraftaki sushi tarifleri cok zor diye, o da "olur mu oyle sey" demis, usenmemis ogretmis:) O da sag olsun bize yapti bu aksam, cok da lezizdi:) Kafanizdaki sushi on yargilarini atin bakalim, tarife geciyorum:)

Simdi once pirinci pisiriyoruz. Pirinc ozel Japon pirinci, bizim pilavlik pirincten olmuyor. Bir de ozel Pirinc Sirkesi varmis, ondan koyuyormussun pistikten sonra, boylece yapis yapis (bizim lapa diye tabir edecegimiz) ic harcimiz hazir oluyor. Bu yapisik olmasi dagilmamasi icin tabi ki, yoksa zannediyor musunuz ki ver Japona bizim tane tane pilavi yesin o chopsticklerle, ne mumkun:)

Neyse diger yanda icine koymak istedigimiz malzemeleri hazirliyoruz, hazirlarken dikkat etmemiz gereken sey malzemeleri uzun uzun kesmek. Bu aksamki malzemeler de havuc, salatalik, biber ve avakado vardi. Bir de shrimp denen kucuk karidesler.

Bu cevresine sardigimiz kagidimsi malzemeye de nori deniliyor, ne oldugu hakkinda hicbir fikrim yok:) Simdi asil olay soyle, norimizden bir adet alip ustune pirinci yayiyoruz iyice. Norinin en ucunun bos olmasina dikkat ediyoruz ki kapatirken zorluk cekmeyelim. Sonra pirincin ustune bir sira istedigimiz sebzelerden ve karideslerden diziyoruz. Isterseniz sadece sebzeyle de yapabilirsiniz. Sonra bunu sariyoruz, bize cok yabanci degil, dolma gibi sariliyor:) En uca geldigimizde ucunu suyla islatiyoruz ki yapissin, azcik bastiriyoruz. Hazir oluyor.


Bu buyuk parcayi keskin bir bicakla kucuk parcalara ayiriyoruz ve ta tammmmm sushilerimiz hazir.

Sushimizi tek basina yersek cogunlugu pirincten olustugu icin cok kuru oluyor. Bu nedenle bir kaseye soya sosu koyuyoruz, eger aci seviyorsak icine wasabi ekliyoruz. Wasabi yesil renkli bir krem, ciddi (!!!!!) aci, o yuzden ben denemedim bile. Bunu soya sosunun icine dilediginiz kadar sıkıyorsunuz, catal yardımıyla karıstırıp sushinizi bu sosa banip afiyetle yiyorsunuz. Ben sadece soya sosuna bandim, cok tuzlu ama az bandirilirsa guzel oluyor.
Bir de bunun yaninda konserve zencefil yedik, yandaki resimde gordugunuz beyaz kapakli kavanozdaki pembemsi seyler. Bunun tadi keskin oldugundan ufacik parca aliyorsunuz, soyali sushinizin ustune koyup yiyorsunuz.

Bir de bu soyaya bandirilip yenilebilecek bir diger yiyecek de tempura. Yandaki resimde gordunuz kizarmis brokoli, karnibahar ve havuclar oluyor bu da. Japon aperatifi gibi bir sey. Hamurumsu bir seye bandirip kizartiyorlar. Sonrada soyali sosa banip yiyorlar yine. Daha once benim Italyan arkadasim aynisini buyuk bamyalarla yapmisti ama sosta o kadar cok wasabi vardi ki ben sadece bir tane deneyebilmistim:) Bu da gayet leziz bir sey, tarifini tam bilmiyorum ama bir yerde denk gelirse deneyiniz:)

Ev yapimi sushi yedigime, hatta kendim de bir iki roll yaptigima hala inanamiyorum:) Super:)

Friday, March 31, 2006

Blue Man Group

Blue Man Group 1980'lerin sonlarina dogru New York'ta sokaklarda maviye boyanmis bir sekilde gezmeye karar veren uc kafadarla basliyor. Sokaklarda dolasip garip gosteriler yaparken olay bir sekilde gazetelerin elestiri bolumlerine yansiyor ve sov dunyasina adim atiyorlar.

O zamanlardan beri New York, Boston, Chicago, Las Vegas, Berlin ve Toronto'da gosteri yapmislar. Son durak Kasim 2005'ten bu yana Londra. Londra'da Covent Garden'da yer alan New London Theatre'da gosterilerine devam ediyorlar. Biletler oldukca pahali, onlerden arkalara dogru 50-40-25-15 seklinde gidiyor. Biz de dun aksam gidip izleme serefine eristik.

3 adet adam siyah kiyafetler ve maviye boyali kafalar seklinde sahneye cikiyor. Sahnenin ust kisminda canli calan bir band yer aliyor ki ben bu adamlarin performansini sahnedekinden daha cok begendim:) Turkiye'den geldigimden beri canli rock calan grup izlememistim, gercekten cok iyi caliyorlardi.

Neyse, ben asil mavi adamlara doneyim. Bunlarin olayi hic konusmamalari ve ozellikle yuz mimikleriyle insanlari guldurmeye calismalari. Bu arada da isik gosterileri arasinda davul caliyorlar ki buna da hic lafim yok gayet iyi caldiklarini dusunuyorum. Davulun yanisira borulara vurarak da sesler cikartiyorlar ve de degisik boyalardan arada resimler falan yapiyorlar. Adamlar yaklasik bir bucuk saat boyunca hic durmadan hareket halindeler, enerjilerine de hic bir diyecek lafim yok.

Nitekim bu insanlar nasil boyle bir cilgin eglence yasadilar, onu hala cozemedim ben. Salon hinca hinc dolu degil, hani arkalarda falan baya bos yer var. Ama insanlari gormeniz lazim, isliklar, bagirislar, alkislar boyle bir disardan goren der ki bunlar hayatinda bundan iyisini izlememis. Adamlar bir birbirlerine bakiyor garip bir sekilde millet yariliyor gulmekten. Biz boyle "so what" sekilli bakislar atiyoruz ilginctir:)

Neyse uzatmaya gerek yok ama bence canli calan grup, genel anlamda muzik diyeyim hadi, adamlarin davul calislari, aradaki animasyon bolumu ve hadi bir de adamlarin hatrina diyeyim ki enerjileri disinda gayet geyik, sıkıcı bir sovdu. Ya bu Amerikalilarla bizim eglence anlayisimiz arasinda bir kultur farkliliginin sonucu bu, ya da bir seyler dondu ama ben anlayamadim:)

Sonradan eve geldigimde acaba bu modern sanat olayi da ben mi anlamlandiramiyorum dedim, internette soyle bir arastirdim, kendi sitelerinde modern sanat uzerindeki etkilerinden falan bahsetmisler, hatta Van Gogh'un kendilerini cizdiklerini iddia ediyorlar ki "hadi ordan" tepkisi kacinilmaz.

Su sayfada bir videolari var, bu sovda surekli caldiklari sarkinin videosu, sovda da boyle garip garip dolaniyorlar iste: (ayrica bu sayfada yandaki linklerden grup hakkindaki bilgilere ve bahsettigim modern sanat olaylarina falan ulasabilirsiniz)
http://www.blueman.com/multimedia/video/index.php?vid=ifeellove&q=hi

Genel ozet bilgi icin bkz:
http://en.wikipedia.org/wiki/Blue_Man_Group

Ve de fan siteleri varmis da sastim kaldim, benim de en yakin zamanda katilmam lazim:) bkz:
http://www.bluemanlibrary.com/

Sovu izledikten sonra Domekusumun blog mottosu geldi aklima: Gerekli degildi ama kimseye zarari dokunmadi.

Thursday, March 30, 2006

Canary Wharf & West India Quay

Gunaydin:)

"Erken yatarim erken kalkarim, bir yumurtayi sutle cirparim" sarkisinin favorim oldugu su gunlerde foodie-tavuk karisimi bir sekle burundum ciktim:) Tatil moduyla beraber cilgin eglencelerde degil cogunluk zamanlarda ders calisarak, erken yatip kargalarla beraber uyanarak mutlu mesut "aferim evladim" gunleri gecirmekteyim. Tabi ki uykuya duskun bir insan olarak hic de sikayetci degilim halimden:)

Bu arada da tabi arkadaslarim geliyor onlarla ilgileniyorum, firsat buldugumda (kendi islerimden degil tabi ki de ablamin islerinden ki kivircigimin bos zamani olsun eheh:)) ablamla gorusuyorum, degisik yerler geziyorum ki Londra gez gez bitmiyor ve de sinemaya gidiyorum. E ara ara bunlari da yazmak lazim tabi:)

Canary Wharf Londra'nin is merkezlerinin toplandigi bir bolge ya da semt diyelim daha guzel olsun:) Metroyla gayet yakin, otobusle gayet de uzak bir yer, sehir merkezinden aktarma yapmadan otobusle gitmek mumkun degil. Zira dunyanin en iyi sirketlerine ev sahipligi yaptigi, ve bu sirketlerin calisanlarina ne kadar maas verdigi dusunulurse tabi aslinda otobuse pek de gerek duyulmadigi anlasilir sanirim.


En unlu sirketler? Soyle bir aklima gelenler: HSBC, Citi Group, BP, FTSE, Lehman Brothers, Reuters. Daha bir suru var tabi ki de ama direkt akla gelenler bunlar. Bunlardan HSBC Ingiltere'nin ikinci en yuksek binasinda (ki solda gorebilirsiniz), Citi ise ucuncu en yuksek binasinda yer aliyor. En en yuksek birinci binanin da burda oldugunu soylememe gerek yok sanirim.

Canary Wharf'un sehirden (yani uzaktan) gorunusu sadece bu plazalardan olusuyor, ve bu nedenle de gitmek icin cok cekici bir hal almiyor insanin gozunde. Oysa ki olay sadece plazalar degil! Evet oraya gittiginizde en cok goreceginiz sey kocaman yuksek binalar olacak ama bunlarin yanisira bunlarin arasinda uzanan kanallar, parklar, heykeller ve genel cevre duzeni gayet guzel. Bu fotografta gordugunuz alanin adi Cabot Square, buyuk alisveris merkezinin bir cikisinda yer aliyor.


Bu heykel de metro istasyonunun arkasindaki alanda yer aliyor. Oldukca ilginc bir heykel, insan basli atin govdesindeki pencereden de baska bir insan kafasi gozukuyor, ayrica ondeki boynuna asili gibi duran tabelanin ustunde de bir insan yuzu sekli var gibi. Yorumu size birakiyorum artik:)


Canary Wharf'la yurume mesafesindeki bu guzel yerin adi da West India Quay. Bu bolgede bilimum restoran, pub, bar vb bulabilirsiniz. Ayrica fotografta gordugunuz alcak binalar da yerlesim alanlari, yani insanlar sadece calismaya gelmiyor, bir kisim sosyete de burda ikamet etmekte. Bence Canary Wharf'un en guzel bolgesi burasi, aradaki su, kopru, tekneler, cafeler...Gunesli bir gunde civil civil olacak bir yer kesinlikle:)



Bir arka sokakta da onunde agaclarin cicek actigi Londra'nin en buyuk sinemalarindan biri var. Cine World bizdeki AFM gibi Londra'nin bir suru degisik yerinde olan bir sinema zinciri ama en buyugu burasi sanirim. Uzun zamandir romantik/komedi tarzi bir film seyretmedigim icin Failure to Launch izledim dun, girerken oldukca on yargiliydim bu tarz filmlerin genel siradanliklarindan oturu. Ama sonrasinda gercekten memnun ayrildim, cok eglenceli bir filmdi. Turkceye hangi isimle cevrilir bilemiyorum (ki en son Brokeback Mountain korsan dvdcilerde Gay Kovboylar diye satiliyormus :)), basrolde Sex&The City dizisinden tanidigimiz Sarah Jessica Parker oynuyor. Konu kisaca soyle: 35 yasinda bir adam hala ailesiyle oturuyor ve de ailesi onun evden cikmasini saglamak icin bir kiz tutuyor. Cok basit hikaye ama olaylar cok komik:)))

Daha fazla bilgi ve trailer icin bkz:

http://www.failuretolaunchmovie.com/

Canary Wharf hakkinda daha fazla bilgi icin bkz:

http://en.wikipedia.org/wiki/Canary_Wharf